Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / Avrupa Birliği Hibe Projeleri ve İhracat Eğitimi

Avrupa Birliği Hibe Projeleri ve İhracat Eğitimi

Gazetelerde sıklıkla gördüğümüz bir haber başlığıdır: “Avrupa Birliği, Türkiye’ye sağladığı hibe programları kapsamında proje üretilememesinden ve buna bağlı olarak, tahsis edilen hibe miktarlarının kullanılmamasından yakınıyor!”

Değerlendirme salt bu başlığa bakılıp yapıldığında, ilgili ilgisiz, hemen herkesin ağızından şu yorum çıkacaktır: “Kardeşim biz, adamsendeci ve tembel olduğumuz sürece, böyle ayamıza kadar gelen hibe programlarını kaçırmaya devam ederiz!” Bu tür yorumlar, maalesef, millet olarak ön yargılı, peşin hükümlü, hemen karşı tarafa hak veren yaklaşımlarımız ve kendimizi bir türlü beğenememe ve takdir edememe duygunuzdan kaynaklanmaktadır.

Konuyu böyle soyut kavramlarla ifade etmek yerine; okuyucuyu, somut olarak aydınlatmakta fayda görmekteyiz.

Önce Vakfımızın, eskilerin tabiriyle “vüs’atını”, yani hacmini, genişliğini, hatta hiç mütevazılık yapmadan önemini belirtmemiz, bu bağlamda kısa bir hatırlatma yapmamız gerekmektedir. Türk Dışticaret Vakfı, bu yıl 20. yaşını bitirmektedir. 1995 yılında kurulan Vakfımız, arkasında sermaye gücü olmadan yaşamını kesintisiz olarak 20 yıldır sürdüren, genel anlamda ender kurumlardan, özelde ise, yani “dış ticaret alanında” ise tek kurumdur.

Çeşitli faaliyetleri yanında Türk Dışticaret Vakfı, ülkemizde dış ticaret eğitimini başlatan kurum olma vasfına da sahiptir. Yaklaşık 15 yılda on bin civarında donanımlı gencimizi sektöre kazandırmıştır. Dış ticaret eğitimi denildiğinde, yine mütevazılığı bir tarafa bırakarak söyleyelim, akla ilk gelen kuruluştur.

Vakfımız Avrupa Birliği hibe programlarına 2009 yılından itibaren ilgi göstermeye başlamış, “Genç İstihdamının Geliştirilmesi” konulu bir program çerçevesinde de “Ordu ve Giresun’da Geleceğin Dış Ticaret Personeli” başlıklı projesiyle de en iyi 10 proje arasına girerek, hibeden yaralanmıştır. Ancak, bu projemizden çok daha güçlü olan çok sayıda projemiz, sistem içindeki “değerlendirme” süreci sonucunda reddedilmiştir.

Reddedilen bir projemizi, fikir vermesi bakımından kısaca özetleyelim: “Lojistik Eğitimi” konulu, bir yandan istihdamı arttıran, diğer yandan da, daha önemli gördüğümüz “genelde ülkemiz dış ticaretinin, özelde ise ülkemiz ihracatının çağdaş, modern ve rasyonel bir altyapı ile geliştirilmesine” yönelik bir projemiz, maalesef kabul görmemiştir. Ülkemiz ihracatı için konulan “2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi” ile de senkronize edilerek formatlanan projenin ortakları olarak da, uluslararası ticaret eğitiminde önemli bir noktada olan Başkent Üniversitesi ile çok önemli bir lojistik üssü haline gelen Ankara Lojistik Merkezi gibi güçlü bir yapı projemize dahil olmuştur. Bu proje, kalıplaşmış “değerlendirme sistemi”nin kurbanı olmuş ve reddedilmiştir.

Burada, “mağdur edebiyatı” yapmak niyetinde değiliz. Kaldı ki, anlattığımız reddedilme sürecinin üzerinden neredeyse 3 yıla yakın bir süre geçmiştir. Esasen Vakıf olarak, izah edemediğimiz ve kendimize bile açıklayamadığımız bu değerlendirme yöntemi nedeniyle AB projelerine ilgimiz de kalmamıştır. Ancak, gazetelerdeki “AB, Türkiye’deki firmaların, sivil toplum örgütlerinin ve diğer kurumların hibeleri kullanmamalarından ve yeterli proje üretememelerinden yakınıyor” haberleri, bizi, bu yazıyı kamuoyunun bilgisine sunmaya zorlamıştır.

Avrupa Birliği ve Türkiye’deki temsilcilerinin, hibe programlarının değerlendirme yöntemini gözden geçirerek, bu işi şablonlama sistemiyle değil de rasyonel bir yapıya oturtmaları, eğer hibe programlarının ideal ölçülerde uygulanması isteniyorsa, acil bir ihtiyaçtır. Bu sağlanabildiği takdirde, gazetelerde gördüğümüz bahis konusu başlıkların azalacağından kimsenin şüphesi olmaması gerekmektedir.

“Peki, durum böyle ise, bu sistem içinde reddedilmeyip kabul gören projeler de var, o konuda ne diyeceksiniz?”.

Mutlaka akıllara gelecek bu soruyu da, “Avrupa Birliği projelerine ilişkin resmi sitelere girip hangi projelerin kabul gördüklerini bulup, gerekli yorumları yapabilirsiniz” şeklinde yanıtlayalım. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de dış ticaret eğitimini ilk başlatan Vakıf olarak, dış ticaret eğitimi konusunda verdiğimiz bir proje reddedilirken, küçük bir şehirde dış ticaretle hiç ilgisi olmayan bir derneğin dış ticaret eğitim projesinin kabul gördüğünü belirtmekte yarar görmekteyiz.

Sistem içindeki tüm karar alıcı kademelerin, projeleri değerlendirme kriterlerini “gerçekçi, maksada uygun, rasyonel, işlevsel, projeci kurumun yapısı ve benzeri unsurları” göz önünde tutarak yeniden düzenlemeleri; bunlar yanında, bazı proje üreticilerinin abartılı ve hatta gerçeğe uygun olmayan içerikle hazırladıkları projeleri de dikkatle değerlendirmeleri gerektiği düşünülmektedir.

Aksi takdirde, ciddi kuruluşların Avrupa Birliği projelerine olan mesafeli duruşlarında bir iyileşme sağlanamayacaktır.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top