Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / BAYRAMLAR VE DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

BAYRAMLAR VE DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

İstatistikler konusunda çok bilinen bir söz vardır, hatırlayalım: “Üç türlü yalan vardır” der bu söz ve devam eder: “Normal, yani herkesin söylediği yalan, kuyruklu yalan ve istatistikler.”

Saygın bir bilim dalı olan istatistik bilimini tartışma dışında bırakarak şunu söylemek gerekmektedir: İstatistikleri, kuyruklu yalandan (bu tabirin güzel Türkçemize has çok içerikli bir tanımlama olduğunu da bu vesileyle belirtelim) da beter bir durum olarak betimleyen yukarıda belirttiğimiz yaklaşıma katılmadığımızı belirtelim.

Büyük zahmetlerle devşirilip insanların hizmetine sunulan verilerin ülkemizde ve dünya ölçeğinde yoğun bir şekilde kullanıldığı herkesin malumudur. Hatta, dünya genelinde, başta hükümetler olmak üzere, özel sektör de dahil, karar alma konumundaki kurumlar, firmalar ve şahsiyetler ekonomik yaşamda, sosyal alanda ve diğer bütün konularda aldıkları olağan, olağanüstü ve yaşamsal kararları istatistiki verilere dayandırırlar.

Hemen şu hususu vurgulayalım: İstatistik bilgiler art niyetli kişiler tarafından değerlendirildiğinde durum farklı olabilir. “Durumun farklı olması halini”, gerçeklerin çarpıtılması, durumu kendi penceresinden değerlendirme, muhataplarını yanılgıya sevk etme gibi bazı nitelemelerle açıklayabiliriz. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız, doğru istatistiklerin doğru ellerde ve doğru analizlerle değerlendirilmesidir.

Bu saptamayı yaptıktan ve güvenilir “istatistiklerin”, güvenilir kişiler elinde “kuyruklu yalanla” uzaktan yakından ilgisi olmadığı şeklindeki görüşümüzü vurguladıktan sonra gelelim başlıktaki konumuza: “Bayramlar ve dış ticaret istatistikleri!”

Evet, bayram meselesi ülkemizde, dış ticaret istatistikleri, özellikle ihracat verileri açısından çok önemlidir. Özellikle “o” bayram tatili hangi aya denk geliyorsa, “o” ayın ihracat rakamlarındaki azalmanın, neredeyse tek suçlusu, bayram tatilidir. Hele bayram tatili, bazı yıllarda olduğu gibi 10 gün sürmüşse vay o ayın ihracat verilerinin haline!

Bayram tatillerinde ihracat rakamlarında azalmanın bir mazeret olarak öne sürülmesi kabul edilemez bir durumdur. İşin hem idari, hem hukuki, hem de ticari boyutu bulunmaktadır.

İdari durum: Gümrük mevzuatının çeşitli yerlerinde hafta sonu tatilleri ile dini ve milli bayram tatillerinde, gümrük idarelerinin nasıl mesai vereceklerine ilişkin usul ve esaslar saptanmıştır. Gümrüğün, değil 10 günlük bir tatilde, 2 günlük hafta sonu tatilinde dahi çalışmaması söz konusu değildir.

Bu bakımdan, “bayram tatili nedeniyle ihracat rakamları düştü” şeklindeki bir argüman idari işleyiş açısından muteber ve geçerli bir yaklaşımı yansıtmayacaktır.

Hukuki durum: İhracat sözleşmesinde (eğer taraflar arasında sözleşme yapılmamışsa “ihracat mutabakatında”) yer alan “Teslimat” maddesindeki tarihe paralel olarak, örneğin 4 Mart günü de “yükleme” tarihi olarak belirlenmiş ve 10 günlük bayram tatili de tesadüfen o gün başlıyorsa, yükleme 10 gün sonra mı yapılacaktır? Bu durum o ihracatın yapılamaması anlamına gelecektir. Zira, karşı taraftaki alıcı, bütün hesabını 4 Mart günü yapılacak bir yüklemeye dayanarak yapmış, 8 Mart günü malı teslim alacağını öngörmüş ve 9 Mart günü de malı, alıcı ülkenin iç piyasasındaki perakendecilere dağıtacak toptancıya teslimini planlamıştır. Bayram nedeniyle ortaya çıkan “uzun” tatilin bir sonucu olarak 10 Mart günü mal hala Türkiye’de bekliyor mu olacaktır? Zira Türkiye’de, 10 Mart günü itibariyle tatilin daha altıncı günü idrak edilmektedir! Burada bazı başka yan unsurlar da vardır. Geç teslimat, malın reddedilmesine veya ithalatçının daha işine gelen, malın düşük fiyatla alınmasına sebep olacaktır. Dahası, örneğin deniz yolu nakliyatı söz konusu ise, geminin demir alıp limandan ayrılması bile gündeme gelebilecektir.

Dolayısıyla, ihracat sözleşmesi (veya mutabakatı) çerçevesinde, başka bir ifade ile hukuki durum itibariyle bayram tatilinin rakamlarda azalma konusunda geçerli bir mazeret olmaması gerekmektedir.

Ticari durum: İşi burada, biraz da mizah yaparak açıklamaya çalışalım ve tahayyül edelim: Bir ihracatçımız 1 Mart günü 500.000 Dolar tutarında (değeri biraz düşük tuttuk, “10 milyon dolar tutarında” da diyebilirdik) bir sipariş alır. İş hızlı gelişir ve 2 Mart günü mutabakata varılır. Alıcı firmanın acelesi vardır, yüklemenin de 4 Mart günü yapılmasını ister. Bizim ihracatçı alıcısına “4 Mart günü bizim tatil başlıyor, yüklemeyi ancak, tatilin biteceği 14 Mart günü yapabiliriz” mi diyecektir? Tabii ki, hayır.

Açıklanmaya çalışılan düşünceler çerçevesinde görülecektir ki, “ihracat rakamlarındaki aylık bazdaki azalmaların” tatillerle izahı mümkün olmayıp, bu yaklaşım mantıklı da değildir.

Bu konuda, mizahi yaklaşımların desteğinde senaryoları arttırmak mümkün ise de, esasen bekleyip, yetkililerin bundan sonraki aylarda, ihracat rakamlarındaki azalmaları tatil mazeretiyle izah etme alışkanlıklarını sürdürüp sürdürmeyeceklerine bakmak gerekecektir.

Bu mazeretin artık, en azından dünya ihracatında 1. Lig’te olduğumuzu ifade eden sayın yetkililer tarafından dillendirilmemesi gerekmektedir. Zira, 1. Lig’teki ülkeler ihracat verilerini bu tür mazeretlerle açıklamakta, mazeretlerini ekonomik ve ticari verilere dayandırmaktadırlar.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top