Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / Bürokrat

Bürokrat

Kaynağı Latin, Yunan dillerine kadar uzanan ve günümüz yaşayan dillerinde de kullanılan bu kelime, dilimizde de kabul görmüş, yaygın kullanımı olan bir tanım haline gelmiştir.

Sözlük anlamında baktığımızda Müsteşar, Genel Müdür, Vali, Büyükelçi gibi üst düzey kamu görevlileri grubuna verilen ortak isimdir.

Ancak, toplumumuzda bu kavramın pek hoş olmayan bir karşılığı da “kırtasiyeci, hiçbir işi sonuçlandırmayan, kuralları sonuca tercih eden” şeklindeki kabulüdür.

Nitekim Ekşi Sözlük’te toplumun bu kabulü dile getirilmektedir. Örneğin; bürokrasi, “Yurttaş için yaşamı çekilmez kılma sanatı”; bürokrat, “adı geçen sanatın icracısı” olarak tanımlanmıştır.

Bir diğer Ekşi Sözlük tanımı ise “Elini taşın altına sokmayan kravatlı maaş yiyici” dir

Biz, üst düzey devlet görevlileri için bürokrat tabirinin kullanılmasını hiçbir zaman kabul etmedik ve kullanmadık. Onlar, “Devlet Memuru”dur. Üst veya ast bu tanım “657 sayılı Devlet Memurları Yasası” dahilinde çalışanların tamamını kapsar.

Toplumumuz maalesef kolaycılık hastalığı ile maluldür. Hiçbir şeyi doğru dürüst analiz etmeden yapılan genellemeleri kabule yatkındır. Başkalarının değer yargıları kolayca onların değer yargısı haline gelebilmektedir. Oysa aklıselimle düşününce 92 yıllık Cumhuriyetimizin bu bir asra yaklaşan yaşamında alınan mesafelerin, kaydedilen gelişmelerin, kazanılan eserlerin, ülkenin varlığının, dirliğinin korunmasında kimlerin harcı vardır? Hangi fedakârlık vardır başarıların ardında? Çoğu isimsiz bu kahramanlar kimdir? Devlette çalışanların tamamını bir kazanın içine atıp ortak kabul gören küfür gibi bir tanımla bunları yaftalamak ne kadar doğrudur.

Her meslek gurubunda iyiler de vardır, kötüler de. Cumhuriyet tarihimiz sivil asker bu ülkeye önemli hizmetler yapmış, eserler kazandırmış yüzlerce efsane devlet görevlisinin ibret dolu ve minnetle anacağımız yaşam hikayeleri ile doludur.

Türk sanayiinin temelini oluşturan Sümerbank’ı, Etibank’ı kuran, buranın görenek ve gelenekleri ile yetişen çok sayıda donanımlı elemanı kamu, özel Türk sanayiinin hizmetine sunan, bürokrat diye küçümsediğimiz devlet memurları değil miydi?

Anadolu’yu kazma kürek demir ağlarla ören, bir tek doğru dürüst limana sahip olmayan kıyılarımızı limanlarla donatan, Türkiye’ye Dünyanın en çağdaş havaalanlarını kazandıran,

Anadolu halkını kıran geçiren veremin, sıtmanın, koleranın, çiçek hastalığının, menenjitin, trahomun kökünü kazıyan,

Tek bir barajı bulunmayan yurdumuzda yüzlerce barajı hizmete sokan…

Bunların hepsinde proje, finansman ve her şeyden ötesi vizyon olarak aşağıladığımız devletin üst düzey yöneticilerinin aklı, emeği ve aldıkları riskler vardır.

Sata sata bitiremediğimiz Kamu İktisadi Kuruluşlarının (KİT) benzerlerini bu eleştirileri en çok dile getiren özel sektörümüzün elitleri ne yazık ki hayata geçirememişlerdir. Bugün özelleştirilen Tüpraş bu nedenledir ki en büyük ve en karlı Türk şirketidir. Keza Türk Telekom, Petkim enerji tesisleri, limanlar, havaalanları, gıpta ile bakılan, ağız sulandıran ekonomik değerler olmuşlardır.

Dünyanın sayılı havayolu şirketlerinden biri ve adeta bir havayolu devi haline gelen Türk Hava Yolları’nın gelişiminde, bu bürokrat diye küçümsenenlerin hiç mi aklı, fikri, emeği katkı yapmamıştır.

Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Devlet Demiryollarını kurarak ilk Genel Müdürü olan ve Kurtuluş Savaşına yaptığı katkılardan dolayı büyük Atatürk’ün takdirlerini kazanan ve iltifatına mazhar olan Behiç Erkin de mi “bürokrattı”..! Bugün ismi ancak mütevazı bir istasyonda yaşatılmaktadır.

Atatürk döneminin ilköğretim genel müdürlerinden, köy enstitülerinin mimarı efsane eğitimci İsmail Hakkı Tonguç mu aşağılanmayı hak ediyor..?

Türk modern müzeciliğinin kurucusu, arkeolog Hamdi Beye mi kırtasiyeci, kravatlı maaş yiyici diyeceğiz…?

Planlı ekonomi döneminin Maliye ve Planlama müsteşarlarından ve devlet adamı, devlet memuru Memduh Aytür, ismine bu kötü anlamlı bürokrat tabirini yakıştırabilir miyiz..?

Türkiye’nin, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kat ettiği yolda ve başarılarında bir çok isimli, isimsiz devlet üst düzey yöneticisinin katkıları fedakârlıkları vardır. Üstelik ülkelerine önemli hizmetlerde bulunup, kazanımlar sağlarken bunu çoğu kez kıt kanaat imkânlarla yetinerek yapanları küçültücü bir potanın içine atmak ne kadar hakkaniyete uygundur.

Toplumları bileşik kaplar gibi görmek gerekir. Bu kaplardan biri ne kadar düzgünse, diğerleri de o kadar düzgündür.

Bu kapların her hangi birindeki yanlışlar, aynı ölçüde diğerlerine de yansımaktadır.

Üst düzey devlet görevlileri ne kadar başarılı veya başarısız iseler, girişimcilerimiz de, oradaki yöneticiler de aynı ölçüde başarılı veya başarısızdır.

Keza, sporcularımız, sanatçılarımız, politikacılarımız onları da mı en alt çizgiye hizalayarak yaftalayalım?

Biz bize benzeriz, yoktur birbirimizden farkımız.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top