Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / Dış Ticaretin Bakanları – Teoman Köprülüler

Dış Ticaretin Bakanları – Teoman Köprülüler

Dış ticaret teşkilatı Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarından itibaren devlet yapısı içerisinde hep var olan bir görev alanıdır.


Başlangıçta iktisat vekâleti bünyesindeki ilgili birimler aracılığı ile yürütülen bu hizmet dalı, daha sonra Ticaret Bakanlığı, Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı sonrasında da Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve günümüzden Ekonomi Bakanlığı içerisinde yer alan birimler vasıtasıyla varlığını sürdürmektedir.

​Bu görevleri yürüten bürokratik kadrolar üstünde TBMM’den gelen Cumhuriyet Hükümetlerinin bir Bakanı yer almaktadır. Bakanların çoğu bu alanın uzmanı değildirler; ancak vizyonları, dünya görüşleri, siyasi etkilenmeleri ve bazen kişilikleri ile başında bulundukları teşkilata önder ya da ayak bağı olmuş veya suya sabuna dokunmadan idare edip gitmişlerdir.

​Bir çoğu aramızdan ayrılan bu kişileri de yine yakinen tanıyanları, birlikte çalışanları aracılığı ile sizlere tanıtmaya çalışacağız. Bu yazımızın konusu olan Teoman Köprülüler’i de yine onu yakinen tanıyan Başkanımız Ertuğrul Önen vasıtasıyla sizlere tanıtmaya gayret edeceğiz.

​Buyurun Sayın Önen sizi dinliyoruz.

​“Adalet Partisi’nden ayrılan merhum Bülent Ecevit, bağımsızlarla 42. Cumhuriyet Hükümetini 05.05.1978 tarihinde kurarak göreve başladı. Devlet kadrolarında radikal bir değişim olacağı kesindi. Bakanlıklarda endişeli bir bekleyiş hüküm sürüyordu. Çünkü Milliyetçi Cephe Hükümeti’nden sonra, tam karşı cephede yer alan bir sosyal demokrat iktidarı söz konusuydu. O günün çok keskinleşen siyasi koşulları da dikkate alınırsa beklentiler gerçekten ürkütücü idi.

​Görev değişiminin olacağı gün Bakanımız Agah Oktay Güner birim başlarını odasına topladı ve “arkadaşlar gelen bakanı nezaket içinde karşılayacağız ve sizler kendisine bir brifing vereceksiniz, ben de veda edip ayrılacağım” dedi. Beklemeye başladık.

​Bir müddet sonra yeni bakanın geldiği haber verilince Agah Bey odasından çıkarak dışarıda karşılamaya gitti. Bizler içeride bekliyorduk.

​Kısa bir süre sonra her iki Bakan ve arkalarında kalabalık bir grup bakan odasına girdiler. Gelen grubun çoğunun ceketlerinin altı şişkindi. Belli ki silah taşıyanları vardı. Sanki fetheder, el koyar gibi bir tavır içindeydiler. Agah Bey yeni Bakanımız Teoman Bey’e bizi tek tek takdim etti ve “arkadaşlar hazırlıklarını yaptılar size bir brifing verecekler” dedi. Teoman Bey asık bir yüz ifadesiyle “teşekkür ederim, ben gerekirse sonra arkadaşları çağırır brifing alırım” dedi ve biz dışarı çıktık. Ancak devir teslimin oluş tarzı ve ağır havası bizleri tedirgin etmişti.

​Hemen o gün tüm imza yetkilerinin kaldırıldığı bildirildi. Ertesi gün tüm bakanlıkta, sonra müsteşarımız olan Şeref Durugönül, Teftiş Kurulu Başkanı ve bir kişiye daha olmak üzere üç kişiye yetki verildi. Kısacası Bakanlıkta hayat durmuştu.
​Kendilerini CHP’li sayan bir takım militanlığa soyunan bakanlık personeli, dışarıdan hemen yetkili bir pozisyona ataması yapılan bir kişinin etrafında toplanarak bakanlığı hemen hemen 15 – 20 gün tam bir kaos ortamına sürüklediler.

​Ancak zamanla Merhum Köprülüler bizleri tanımaya başladı. Beni tanımasında Teftiş Kurulunda üstadım ve ağabeyim Turan Ülker’in de büyük payı oldu. Çünkü Turan Bey Sayın Bakanın Mülkiye’den sınıf ve yatılıda oda arkadaşı ve en yakınlarından birisiydi.

​Esasen Hazine kökenli olan ve bürokrasiden gelen Teoman Bey, siyasi etkileşimlerin atlatılmasından sonra artık bir bürokrat yaklaşımı ile bizlere güven vermeye başladı. Bir süre sonra gerçek dostluk ve samimiyet ortamı oluştu.

​Taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Bir önceki siyasi kadronun getirdikleri gitti. Geriye devlet memuru sıfatını taşıyan bizlerle, bu siyasi hareketle gelen ve işleyen makinenin dişlisi konumunda bulunmayan üç beş siyasi kimlikli kişi kaldı.

​Teoman Bey nevi şahsına münhasır bir kişiydi. Uzun boylu, iri yarı ve kiloluydu. Gömleğinin en üst düğmesi hiç kapanmazdı. Kalender bir kişilikti. Pantolonunu hiçbir zaman ütülü göremezdiniz.

​Bir gün makamında Sayın Bakanla birlikte iken Turan Ülker Bey Teoman Bey’in pantolonunun paçasındaki çamura göstererek “yahu Teoman, evinin yerini ben biliyorum, çamurun zerresi yok, oradan arabaya binip bakanlığın önünde iniyorsun. Bu paçandaki çamuru nereden buluyorsun” diye takılmıştı.

​Bize bir defasında “bu Teoman’a akşam Vakko’dan yeni bir takım elbise alıp giydir, sabahleyin eskici 5 kuruş vermez” diye Teoman Bey’in giyim kuşamına olan tutumunu esprili olarak ifade etmişti.

​Teoman Bey genç ve yeni bir siyasetçiydi. O nedenle kendisini göstermek, yeni bir şeyler yapmak arzusu çok güçlüydü.

​Yeni İhracat rejimini hazırlıyorduk. Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin’in başkanlığında toplanan Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulunun toplantısında önce Sayın Bakan bir sunuş yaptı. Sonra söz vermesi üzerine ben getirilen yeniliklerin ayrıntılarını anlattım. Kurul tatmin olmuştu. Tatmin olmayan bir kişi vardı. Maliye Bakanı Ziya Müezzinoğlu. Çok sert bir şekilde eleştirilerde bulundu.

​Teoman Bey’i artık iyi tanımıştım. Kızınca boynundan kızarmaya başlıyor sonra bu kızarıklık kademe kademe alnına kadar çıkıyordu. Fırtına kopacak diye beklerken, Teoman Bey sükûnetini korumayı başardı. “Tamam, biz Sayın Bakanın eleştirilerini de dikkate alarak, bu karar taslağını inceleyip gelecek toplantıda takdim edelim” dedi.

​Planlama ile bizim Bakanlık karşı karşıyaydı. Yürüyerek Bakanlıktaki makam odasına gittik. Sinirli sinirli söyleniyordu. “Hazinede amirimdi. Memuriyetten ayrıldım yine bu adam karşıma çıktı” diye tekrarlayıp duruyordu. “Bak eleştirilerine, dikkate alabileceklerimiz varsa karar metnini ona göre düzelt, hazır et” diye talimat verdi.

​Bir hafta sonra ne olacak diye merakla bekliyordum. Bakanımız söz alarak “Sayın Müezzinoğlu’nun öneri ve eleştirilerini de dikkate alarak karar metnini yeniden hazırladık” dedi ve yapılan değişiklikleri açıklamak üzere bana söz verdi. Ben açıklamalara başladım. Tamamen bitirmeden Ziya Müezzinoğlu “bu değişikliklerin kendini tatmin etmediğini, yapılan değişikliklerin bir göz boyama olduğu” mealinde sözlerine devam ederken Teoman Bey’in kızarıklığının artık alın seviyesine ulaştığını görerek fırtınanın kopmak üzere olduğunu anladım.

​Sesi hiddet ve şiddetle gürledi. “Sayın Müezzinoğlu, bu bakanlığın bakanı ben miyim, siz misiniz? Maliye Bakanlığının yanı sıra burayı da mı yöneteceksiniz? Bunu kabul etmiyorum” dedi ve önündeki dosyayı masanın üzerine olanca şiddeti ile vurdu. Dosya dağılarak Müezzinoğlu’nun önüne kadar gitti. Müezzinoğlu bembeyaz olmuştu. “Kardeşim biz yardımcı olmaya çalışıyoruz. Fikrimizi de söylemeyelim mi?” gibi bir şeyler kekeliyordu. Herkes şaşkındı. Devreye Hikmet Çetin girdi. “Arkadaşlar ayıp oluyor. Bürokratların önünde tartışmayalım” diye kavgayı önlemeye çalışıyordu. Ziya Bey’in artık tamamen susarak kavgadan çekildiğini görünce Hikmet Çetin; “tamam arkadaşlar ihracat rejim kararı kabul edilmiştir. Bakanlar kuruluna sevk edelim. Hayırlı olsun” diye noktayı koydu.

​Toplantıda başka konumuz olmadığı için biz ayrıldık. Yolda “İşte bu lisandan anlar. Ama ilk toplantıda sabrettim. İşi buraya kadar getirmeyecekti” diye davranışının nedenlerini açıklamaya çalışıyordu.

​Merhum Teoman Köprülüler siyasete girmekle beraber bürokrat niteliğini de terk etmemiş bir kişilikti. Dost canlısıydı. Eski arkadaşlarına, geçmişine ve çevresine sıkı sıkıya bağlıydı. Zamanını elverdiği ölçüde onlarla geçirmeye çalışırdı. Elinden geldiğince hepsine yardımcı olmak isterdi.

​Sonraki yıllarda da dostluğumuz devam etti. Fazlaca bir araya gelemedik ama ara ara telefonlaşırdık. Zamansız kaybı çok acı oldu. Kendisini rahmet ve minnetle anıyorum.

​Tabii Teoman Bey ile yaşadığımız birçok renkli anı var. Ancak dilerseniz bunları da gelecek haftalarda sizlerle paylaşayım.”

​Sayın Önen’e teşekkür eder, Merhum Teoman Köprülüler’i biz de rahmetle anarız.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top