Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / İHRACAT ANA PLANI’NA BİR KATKI: AMAN İHRACAT ETİĞİNİ ATLAMAYALIM

İHRACAT ANA PLANI’NA BİR KATKI: AMAN İHRACAT ETİĞİNİ ATLAMAYALIM

Bundan yaklaşık bir hafta önce Ticaret Bakanı Sayın Ruhsar Pekcan “İhracat Ana Planı” başlığı altında hazırlanan bir yol haritasını kamuoyu ile paylaştı. Başarı dileklerimizi ve kısada olsa yorumumuzu bir önceki “Haftanın Yazısı”nda ifade etmiş idik.

İhracat olgusu, ülkemiz ekonomisinin temel konularının başında geldiğinden, “İhracat Ana Planı”na bu hafta da, yorum yerine bir katkıda bulunalım istedik. Onlaca yıldır “sürdürülebilir ihracat” akademisyenlerin, köşe yazarlarının, TV’deki ekonomi yorumcularının işledikleri, üzerinde yazı ve hatta kitaplar yazdıkları konulardan biridir. Uygulamanın içinden gelen kişiler olarak “sürdürülebilir ihracat” konusunda, uzun çalışmalara ve araştırmalara dayanan analizlere saygı göstermekle beraber; bu noktada formülün çok basit olduğunu düşünmekteyiz. Adına son yıllarda “etik” denilen ahlak kurallarına harfiyet uyulması ihracatımızın sürdürülebilir olması için en kestirme yoldur. Tabii, ürün kalitemiz, rekabetçi fiyatlarla üretim yapabilmek ve benzeri ön koşulların sağlanmış olması kaydıyla…

Meramımızı biraz daha açalım. Bir alıcı bulmuşsunuz. Malınızı, iyi kalite ve uygun fiyat da teklif ettiğiniz için alıcınız tercih etmiş. Hemen ikinci parti mal sevkiyatı için talep gelmiş, ama siz malın kalitesinde aynı seviyeyi tutturamamışsınız ve “bir düşük kalite gönderelim, Allah kerim” demişsiniz. O alıcıyı, “o” anda kaybedersiniz. Yani ihracatınızı sürdüremezsiniz. Veya, alıcı sizden, doğal olarak, önce bir numune istemiş. Numuneyi hazırlayıp göndermişsiniz. Alıcı çok memnun bir şekilde “bu numuneden şu kadar bin adet gönderin” demiş. Ama siz numuneye uygun mal göndermemiş, gönderememişsiniz; kasıtlı veya kasıtsız, fark etmez. O alıcı sizle bir daha iş yapmaz. O alıcıyı kaybedersiniz. Bir örnek daha: Malın 1 Haziran günü teslim edileceğine dair, alıcınızla bir anlaşma yapmışsınız. Ama, belki bilgi eksikliğinden belki yine “Allah kerim” diyerek, malın sevkiyatında ihmalkar davranmışsınız. Veya, yine bilgi eksikliği nedeniyle, örneğin A.TR belgesini unutmuşsunuz, mal 1 haziran günü hedefe varmasına rağmen, varış ülkesinde gümrük işlemleri yapılamamış, Türkiye’den alel acele gönderilen A.TR belgesi ile ithalat ancak 3-5 gün sonra yapılabilmiş… Alıcı ya malı teslim almaz veya çoğunlukla yapıldığı gibi “arkadaş ben bu malı, daha önce anlaştığımız gibi 1.000.- dolara değil, 700 dolara alırım, zira malı zamanında teslim etmedin, malı satmak üzere ön anlaşma yaptığım perakendecilere karşı beni zor durumda bıraktın” deyiverir. Büyük bir ihtimalle sizden de bir daha mal almaz veya çok nazlanır.

Bu şekilde, yüzlerce firmanın sözünü yerine getirmemesi nedeniyle yüzlerce alıcı firma yitirilir. Yitirilen bu alıcı firmalar yalnızca münferiden ihracatçılarımızın kaybı değildir. Ülke olarak da alıcılarımızı, hatta alıcı piyasalarımızı kaybetmiş oluruz.

Bu bakımdan sürdürülebilir ihracattaki temel kuralın, Latincesi “pacta sunt servanda” olan “ahde vefa” yani “sözde durmak” kelimelerinde ifadesini bulan etik kurallar olduğunu düşünmekte ve bunu şiddetle iddia etmekteyiz.

Sürdürülebilir ihracatın temel etik kurallarını aşağıdaki alt başlıklarla özetleyebiliriz.

1. Numuneye uygun mal göndermek.
2. Malı zamanında teslim etmek.
3. Kalitede devamlılık sağlamak.

Yani “pacta sunt servanda”dan başka bir şey değil.

Ömer BERKİ

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top