Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Dışticaret Güncesi / İhracatta Başarının Alt Yapısı

İhracatta Başarının Alt Yapısı

dist-ticaret-anilari

1983 yılında dışa açılmaya bağlı bir kalkınma modeli ile bir dış ticaret ülkesi olma serüvenimiz başladı.

Bu serüvenin başlamasının öncesinde ve sonrasında ülkemiz ihracatı ile ilgili görev yapmış ve sorumluluklar taşımış başkanımız Ertuğrul Önen’i dinliyoruz:

“1977 sonu 1978 başlangıcı Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürüyüm. Türkiye’nin yıllık ihracatı henüz 2 milyar doları yakalayamamış. Fındık en önemli ihraç ürünümüz, nerede ise toplam ihracatımızın % 20’sini oluşturuyor. Giresun’da bulunan Karadeniz Fındık İhracatçılar Birliği Genel Sekreterine ulaşıp stratejik bir konuda talimat vereceğim. Ama ne mümkün! Devlet olarak, “yıldırım” kaydı ile telefon yazdırıyoruz. Saatlerce bekliyoruz. Gecikmeler zaman zaman kamu zararı doğuracak sonuçlara yol açıyor. Sonra bir yöntemden haberdar olduk. Bakanın telefonundan “bakan öncelikli” diye PTT’ye kayıt verirsek, öncelikli konuşmanın mümkün olduğunu öğrendik. Artık sıkıntıya düştüğümüzde bakan telefonu ile devletin işini halletmenin yolunu bulmuş, rahatlamıştık.”

Egeli ihracatçıların müşterilerine ulaşabilmek üzere Yunan adalarına geçip oradan müşterilerine ulaşmayı denedikleri yıllardı o yıllar. Yalnız iletişim mi? Her alan sıkıntılar ile dolu idi.

Limanlarımız az, yetersiz ve yükleme, boşaltma ekipmanı olarak çağın gerisinde idi.

Hava alanlarımız acınacak durumda, THY ile ancak belli noktalara ulaşılabiliyor. İstanbul dahi uluslararası bir destinasyon kimliğinde değil. Diğer bir ifade ile, Türkiye iletişim açısından olduğu kadar insan ve yük trafiği açısında da çok geri ve izole bir vaziyette.

Yine Sayın Önen’e kulak veriyoruz;
“Doksanlı yılların ilk yarısı Ulaştırma Müsteşarıyım. Bakanımız merhum Mehmet Köstepen ve benim için her gün yeni bir kâbusla başlıyor. Gazetelerde gün geçmiyor ki, olumsuz bir hava alanı haberi yer almasın. Sabahları gazeteleri korkarak açıyoruz. Devletin kaynakları kıt. O nedenle hava alanı yapımı bir türlü yatırım programlarına alınamıyor. Sonunda bu eziyeti merhum Turgut Özal’ın ilk gündeme getirdiğinde alaya alınan “yap, işlet, devret” modeli ile aşmaya karar verdik. O tarihte Planlama ve Hazine Müsteşarları yap işlet devret modelini “düyunu umumiye” olarak nitelendiriyorlardı. Ama zorlukları aşmayı başardık. Bu gün, yap işlet devret modeli ile yapılıp işletmeye alınan hava alanlarını gördükçe gurur ve mutluluğu bir arada yaşıyorum.”

Dünya ile haberleşemiyorsunuz. Dünya size, siz Dünya’ya zar zor ulaşabiliyorsunuz.

Dış ticaretin içine sokulduğu ve yürütülmeye çalışıldığı hukuki düzen ise genişlemeye güçlenip kuvvetlenmeye olanak tanımayan dar bir elbise gibi idi.

Türk Parası Kıymetini Koruma adı altında yürürlükte bulunan yasa ve alt düzenlemeleri, dövizi nerede ise uyuşturucu ticareti, kaçakçılık gibi bir işleme tabi tutmuş idi. Cebinde 5 dolar ile yakalanıp, bulunduruş sebebini kanıtlayamayanlar ağır cezai yaptırımlarla karşılaşmaktaydılar. İhracatçıların, ihracat bedelini son sentine kadar belli sürelerde yurda getirmemeleri de ağır sonuçlar doğurmakta idi. Milyonlarca dolarlık ihracat bedelinde birkaç bin dolarını getiremeyenlerin bu eksikliğin makul nedenlerini resmi belgelerle kanıtlamak için nasıl uğraştıkları çok uzak geçmiş değildir.

Bu gün “devren satılık telefon”, “telefon bekleme sırası” gibi günümüz için komik gelen gariplikleri yaşamamış, iletişim imkânını cebinde taşıyan, internet ortamında her türlü bilgiye anında ulaşan, Dünyanın en modern hava alanlarından, Dünyanın en uzak noktalarına kendi milli hava yolları ile ulaşma imkanına sahip bir genç kuşağa ve ihracat için elverişli bir alt yapıya sahibiz.

Ancak alt yapımızın yeterli olması tek başına bizi bir ihracat ülkesi yapmaya kafi gelir mi?

Kesinlikle hayır. Öncelikle nüfusumuzun girişimci niteliğinin ön plana çıkması, eğitim düzeyimizin belli bir gelişmişlik çizgisine de ulaşması gerekmektedir.

Eğitim konusuna geçen haftalarda değindik. Nüfusun girişimcilik niteliğinin artış kaydetmesinin önemine ise gelecek haftalarda değerlendirmeye çalışacağız.

Ancak yine önemle altını çizeceğimiz, kalite ve kantite olarak üst düzey bir üretici ülke olmamız zorunluluğunu ve bunun koşullarını da gelecek yazılarımızda ele alacağız.

Alt yapısız üst yapı olmaz.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top