Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ

TARIM SATIŞ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ

Bu kavram doğrudan ilgili olmayan kişiler için çok fazla bir şey ifade etmez. Ancak, günlük hayatımızda tükettiğimiz ve kullandığımız fındık, kuru üzüm, incir, zeytinyağı, pamuk gibi ürünleri ve esas uğraş alanı bu ürünler olan Fiskobirlik, Tariş, Çukobirlik, Trakya Birlik gibi kuruluşları birlikte andığımızda sanırım bu kavram herkes için anlamlı hale gelecektir.
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda sanayisi olmayan, tarımı ise en ilkel yöntemlerle yapan Türk halkı, her şeye rağmen tarımcı bir topluluktu.

Cumhuriyeti kuranlar, başta Büyük Atatürk olmak üzere bir yandan sanayileşmeye çaba harcarken, diğer taraftan çiftçiye, çiftçi sorunlarına, tarımsal üretimin ülkemiz için yeterli hale gelmesine büyük çaba harcamışlardır.

Atatürk bir söyleminde ”Türkiye’nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde herkesten daha çok, refah, saadet ve servete müstahak ve layık olan köylüdür. Onun için Türkiye Büyük Millet Meclisinin iktisadi siyaseti bu asli gayeye erişmek maksadını güder.” diyerek; Cumhuriyetin bu konudaki niyet ve hedeflerini en özlü bir şekilde ifade etmiştir.
Nitekim bu amaç doğrultusunda önemli adımlar atılmış, başarılar elde edilmiştir.

Öncelikle köylünün ağır vergi yükü hafifletilerek işe başlanmış, izleyerek köylüye para ve kredi temini, tohum ıslahı, ürün geliştirme, ürünü koruma ve saklama, köylüyü eğitme, topraksız köylüyü toprak sahibi yapma hedeflerine yönelik olarak, Tarım Kredi Kooperatifleri kuruldu. Ziraat Bankası’nın köylüye yönelik kredilendirme koşulları iyileştirildi. Örnek çiftlikler oluşturuldu. Makineli tarım teşvik edildi. Toprak Mahsulleri Ofisi kurularak hububat üreticisi güvenceye kavuşturuldu. Tarım alet ve makineleri temini için Zirai Kombinalar İdaresi ve Tohum Islah İstasyonları kuruldu. Tarım eğitimi için okullar açıldı.
Topraksız çiftçiyi toprak sahibi yapmak üzere çıkarılan 1925 tarihli yasanın ardından 12 yılda 1 milyon dönümün üzerinde arazi dağıtıldı.
Atatürk Orman Çiftliğini kurarak tarım yapmaya başlayan Atatürk ”Tarım makine ile yapılmalıdır. Ben de çiftçi olduğum için bilirim” sözleriyle kendini artık onlardan biri saymaktadır.
İşte köylüyü kalkındırmak, korumak ve tarımın daha çağdaş koşullarda yapılmasını sağlamak amacıyla yapılan çalışmalar arasında 21.10.1935 tarihinde kabul edilen 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu ile de Türk çiftçisi için yeni ve faydalı bir kurumsal yapı oluşturulmuştur.

Kanunda Amaç:
- Kooperatif üyelerinin ürünlerine pazar bulmak,
- Bu ürünlerin işlenerek de pazarlanmasını sağlamak,
ve en önemlisi;
- Kooperatifin uğraş alanına giren ürünlerin standart hale getirilmesi için çalışmak,
- Yurtiçinde ve yurtdışında aracılara giden kazancı üreticilere aktarmak ve
- Piyasada düzenleyici bir rol oynayarak, fiyatların zararlı dalgalanmalarını önlemek ve ürünün iyi fiyata satışını sağlamak,
olarak belirtilmiştir.
İşleyişte Kooperatifler ürün alımı, stoklanması ve üreticilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere birlikten sağlanan zirai ilaç, gübre, vs. gibi girdilerin dağıtılması ile uğraşırken, birlikler de alınan malın depolanması, standardize edilmesi ve değerlendirilmesi gibi konularda faaliyet göstermektedir.
Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu 1985 yılında kabul edilen 3188 sayılı kanun ile değişikliğe uğramış, ancak esas köklü değişiklik 2000 yılında 4572 sayılı kanunla yapılmıştır.
Tarım Satış Kooperatifleri ve birlikleri ilk kuruluşunda Ziraat Bankası ile sıkı bir bağ içerisindedir.
Kredi ihtiyaçları yalnızca bu banka tarafından karşılanır. Ana sözleşmeleri Ziraat Bankasınca hazırlanır ve Kooperatifler ile birlikler Ziraat Bankasının denetimine tabidir.
1985 yılında bu bağ nispeten zayıflamakla beraber muhafaza edilmiştir.
2000 yılında yapılan değişiklikte ise Tarım Satış Kooperatifleri ve birliklerinin Ziraat Bankası ile olan bağları tamamen koparılmış, kooperatif birlikleri bankacılık sisteminin izan ve insafına terkedilmiştir.
Keza geçmişte, bu birliklerin üst yönetimini, bağlı olduğu bakanlık ( Ticaret, Sanayi, ve Ticaret ve günümüzde Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları ) atarken, bu yetki de yönetim kurullarına devredilmiştir.
Bir taraftan bakınca bu, kuruluşların kendi göbeklerini keser hale geldikleri söylenebilirse de, acaba gerçekte bir etkinlikleri kalmış mıdır?
2000 yılında yapılan değişikliğin en önemli hükmü ise devlet adına destekleme alımı yapma görevinin artık bu kanun metninde yer almamasıdır.
Ana sözleşmede bir atıf varsa da acaba bu bir TBMM iradesi yerine geçebilir mi?
Sonuçta Tarım Satış Kooperatifleri ve birlikleri özel bir konumda iken artık sıradan bir ticaret şirketi konumuna itilmişlerdir.
T.C. Ziraat Bankası ise bu kuruluşlar üzerinden Türk tarımında oynadığı önemli rolden tamamen çekilmiştir.
Geçmişte destekleme alımlarının çok politize edildiği, kötüye kullanıldığı; birliklerin destekleme kavramı ile hiç bağdaşmayan bir dizi verimsiz sanayi yatırımına soyunduğu inkâr edilemez.
Ancak gerçek çiftçinin bu olanlarda ne kadar katkısı ve suçu vardır?
Günümüzde bu ürünlerin üreticileri, artık devletin himayesinden ve tarım Satş Kooperatiflerinin ve birliklerinin etkin desteğinden büyük ölçüde yoksundur.

Kredi piyasasının istismarına sonuna kadar açık bir haldedir.
Geçmişin çiftçiyi desteklememe hoyratlığının sonucu olarak ortadan kaldırılan Et ve Balık Kurumu ile Süt Endüstrisi Kurumu günümüzde yeniden kurularak bir yanlıştan dönülmüştür.
Vakit çok geç olmadan Tarım Satış Kooperatifleri ve birlikleri ile ilgili yapılan yanlışlardan da dönülmelidir.
Ne yapılmalıdır?
- Ziraat Bankası’nın isminin ve kuruluş amacının yeniden hatırlanarak asli konumuna çekilmesi ve çiftçi kuruluşları ile daha yakından ilgilenir ve destekler hale getirilmesi,
- Destekleme alımının yeniden bir yasa maddesi olarak düzenlenerek üreticiye güvence verilmesi,
- Tarım Satış Kooperatifi ve birliklerinin bir anonim şirket olmadığının hatırlanarak, devletle olan ilişkileri ve bağlarının buna göre yeniden düzenlenmesi,
ilk aşamada akla gelenlerdir.
Dünyanın en gelişmiş ülkeleri, Avrupa Birliği hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan tarımsal üretimi ve çiftçiyi desteklerken bizim bunun tersini yapmamız ne kadar doğrudur?
Tarımsal üretim açısından kendi kendine yeten bir ülke olmamız iddiasının elimizden kayıp gittiğini, artık başka ülkelerin çiftçilerinin ürettikleri ile karnımızı doyurduğumuzu, ihtiyaçlarımızı karşıladığımızı görmüyor muyuz?
Tarım alanlarının hızla yok oluşu, köylümüzün bulundukları yerleri terk ederek şehirlere göç etmesi bizi hiç mi endişelendirmiyor?
Büyük Atatürk daha 1922 yılında ”Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik tedbirlerle son hadde eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının neticeleri ve verimleri kendi menfaati lehine son hadde çıkarmak ekonomik siyasetimizin temel ruhudur” şeklinde ifade ettiği görüşlere dönmeliyiz. Uzun yıllardır tarımı ve çiftçiyi ihmal eden politikalardan geri durmalıyız.
Sanayileşmek tarımı terk etmenin alternatifi değildir.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top