Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / “Türkiye, yatırımcılar İçin cennet olacak”

“Türkiye, yatırımcılar İçin cennet olacak”

Bu haftaki yazımızın başlığını Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü koydu.

Daha doğrusu gazetelerde Sayın Bakanın “Üretim Reform Paketi’nin Meclis’ten geçmesi halinde Türkiye’nin, yatırımcılar ve yüksek teknolojili ürün geliştirmek isteyenler için bir cennet olacağını söyledi” şeklindeki haberi görünce, başlığı da böyle koyduk.

Bu, şüphesiz ki, taraflı tarafsız, ülkesini seven herkesin sevinçle karşılayacağı bir haberdir. Özellikle “15 Temmuz” arkasından bu tür kararlar tüm ülkeyi, ilgili ilgisiz tüm insanlarımızı motive edecek, ümitlendirecek ve heyecanlandıracak niteliktedir. Biz de aynı coşkuya katılıyoruz.

Sayın Bakan “Üretim Reform Paketi’nin Meclis’ten geçmesi halinde” diye bir ön şart da koymuş. Kendisinin “Üretim Reform Paketi’nin Meclis’ten geçmeyeceği şeklinde bir endişesi olmamalıdır. Bu paket, eğer AKP Grubu istiyorsa geçecek ve uygulamaya konulacaktır.

Üretim Reform Paketi’nin, diğer enstrümanlarla birleştiğinde bir “Yatırım Sinerjisi” doğurması da muhtemeldir. Bunu, özellikle yabancı yatırımcılar da hissedeceklerdir.

Buraya kadar tamam. Darboğazların aşılması için, karar alıcıların yenilikçi bir yaklaşım içinde bu tür heyecanlar yaratmaları takdire şayandır.

Soru, “Bu heyecana bürokrasinin ne ölçüde katılacağı” noktasında yoğunlaşmaktadır. Bugün ülkemiz mevzuatı, bir yandan yaklaşık 20 yıldır “AB Müktesebatına Uyum” gayretleri sonucunda; diğer yandan da ihtiyaçların doğurduğu gereklerle son derece çağdaş bir konuma gelmiştir. Mesele, uygulamacıların, bu çağdaş alt yapının üst yapıdaki figürleri olarak, hızlı, cesur ve rasyonel yaklaşımlar içinde kurallara hayat vermeleri meselesidir.

Özellikle “cesur” olma konusunda, siyasi otoritenin bürokratların arkasında olduklarını hissettirmeleri önemlidir. Ülkemiz idari yaşamında, bürokratını yarı yolda bırakan onlarca, hatta yüzlerce siyasetçi vardır. Burada, karar mevkiindeki siyasetçileri kast ettiğimiz açıktır.

Dolayısıyla, zaman içinde bürokratın inisiyatif kullanabilen “cesur” kişilikler haline dönüştürülebilmesi, ancak siyasetçilerin de cesur ve dürüst olmaları halinde mümkün olabilecektir. Aksi takdirde, bürokrat çekingen ve çekimser yapısını sürdürecektir.

Tabii, bu yoruma son olarak, yine 15 Temmuz’dan sonra sıkça ifade edilen “liyakat” konusunu da eklemek gerekecektir. “Lâyık olma” anlamındaki liyakat, esasen bürokratın inisiyatif alma ve cesur olma duygusunun gelişmişliğinin de bir ön şartıdır. Liyakat sahibi bürokrat, çağdaş mevzuatımızı, hukuk tabiriyle söyleyelim “lafzı ile değil, ruhu ile yorumlayacak”, bu da kalkınma çabalarımıza artı olarak yansıyacaktır.

Liyakat, siyasetçilerin bürokratların arkasında durmalarıyla birleşince, ülkemizde yeni bir dönem de başlamış olacaktır.

 

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top