Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / DIŞ TİCARET EĞİTİMİ

DIŞ TİCARET EĞİTİMİ

Türkiye dış ticaret sektörüne bir kamu görevlisi olarak uzun yıllar yurt içinde ve yurt dışında hizmet ettim, emek verdim. Mütevazı olmaya gerek yok. Hayli ses getiren ve dış ticaretimizin gelişmesine, sekteye uğramamasına yardımcı olan uygulamalara imza attım.

Bunları yaparken yetkin bir kadronun bilgi birikimi ve deneyimleri ile benimle birlikte olduklarını, katkı yaptıklarını açık yüreklilikle itiraf etmeliyim.

Esasen tüm başarılı işler her ne kadar önderlik edecek bir lidere ihtiyaç duyulsa da sonuçta bir takım çalışmasının eseri olarak karşımıza çıkar.

Türkiye’nin dış ticaret sektörünü de büyük bir takım olarak ele alırsak bu takımın yalnız liderlere değil iyi yetişmiş, yeterli bilgi ile donatılmış, deneyimli takım elemanlarına da ihtiyacı bulunmaktadır.

Ülkemizde dış ticaret eğitimi artık akademik program olarak benimsenip yaygınlaşmış bulunmaktadır.

Türkiye genelinde değişik isimler altında 60 fakülte ve yüksekokul ile 101 meslek yüksekokulunda dış ticaret eğitimi verilmektedir.

Bu fakülte ve yüksekokullarda 12.159, meslek yüksekokulların da ise 18.109 dış ticaret eğitimine yönelik kontenjan bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile otuz bini aşkın gencimizi her yıl dış ticaret sektörünün hizmetine verebilecek bir sayısal büyüklük olduğu varsayılabilir.

Ekonomi Bakanlığı’nın önerisi üzerine Yüksek Planlama Kurulu tarafından bir Hükümet belgesi olarak 13.6.2012 tarih ve 28322 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan “2023 İhracat Stratejisi ve Eylem Planı”nın dayanağını oluşturan Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) “2023 Türkiye İhracat Stratejisinin Uygulamaya Aktarılması ve Sektörel Kırılımı Raporu”unda  (Sayfa 312) ihracatta ağırlığı olan 24 sektörde 2009’da 6.023.669 kişi olan istihdam seviyesinin 2013’te 7.115.938; 2018’de 8.665.886 ve 2023’te 10.256.720 çıkacağı öngörüsüdür. TİM’in 2013-2023 varsayımından hareketle, 2023 yılına kadar yaklaşık 315.000 beyaz yakalı ihtiyacı doğacaktır. Bu da yılda 30-32.000 civarında bir rakama denk gelmektedir.

Görülüyor ki üniversite ve yüksekokullarımız kapasite olarak sektörün gelişimine dönük ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasiteye sahip görünmektedir.

Ancak, bu okullarımızda gerçekten sektörün gereksinimlerine uygun bir eğitim verilebilmekte midir? İşte esas cevaplanması gereken soru budur.

Üzülerek ifade etmek durumundayız ki bu sorunun cevabı olumsuzdur. Türk Dışticaret Vakfı olarak bu cevabı en iyi verecek kuruluşlardan biriyiz. Çünkü yaklaşık 20 yıldır bu alanda eğitim vermekteyiz. Eğitim programlarımıza bu okulların öğrencileri, mezunları kadar eğitim görevlileri de katılmaktadır. Staj imkânı sunmaktayız. Kaldı ki bu okullarla zaman zaman ortak çalışmalarımız da oluyor.

Vakfımızın kadrosu ve mütevelli heyeti dış ticaret sektöründe yıllarını geçirmiş bir bilgi birikimine ve deneyimine sahiptir. Dolayısıyla sektörün ihtiyacı olan elemanların nasıl bir program dâhilinde yetiştirilmelerinin sektöre fayda sağlayacağını da yakinen biliyoruz.

Tüm bunların ışığında sektöre beyaz yakalı eleman yetiştirme açısından kemiyet olarak yakalanan hedefin keyfiyet açısından ıskalandığını söyleyebiliriz.

Peki bizi bu olumsuz cevabı vermeye yönelten nedir?

-          Türkiye’nin çok değişik ve uzak köşelerinde açılan bu okullar, sanıyorum fazla masrafa ve emeğe ihtiyaç duymadıkları için tercih ediliyorlar. Bir tabela, bir müdürle okul açılmış oluyor. Ancak, bu okulların büyük çoğunluğunda dış ticaret dalında akademik eğitim almış müdür, bölüm başkanı ve öğretim görevlisi bulunmadığını görmekteyiz.

-          Veteriner, muhasebeci, sosyoloji öğretmeni vs. gibi bu branşla ilgisi olmayan eğitim elemanları okulun akademik kadrosunu oluşturmaktadır.

-          Özetle gençler buralardan bilgi değil ama ne işe yarayacağı belli olmayan belgelerle hayata atılmaktadırlar. Ülke ekonomisine de, harcanan ve boşa giden emeklere ve o gençlere de yazık olmaktadır.

-          Uygulanan programların neye göre oluşturulduğu da anlaşılmıyor. Hepsinde değişik isimler altında, farklı programlar uygulanıyor. Uygulanan bu programların sektörün ihtiyaçları ile ne derece örtüştüğü ve çağın gereklerine ve gerçeklerine ne kadar uyduğu tartışılır.

-          Dış ticaret demek “dış dünyayla iletişim” demektir. Bu iletişimi ancak geçerli bir yabancı dil öğrenimi ile sağlayabilirsiniz. Bu okullarda yabancı dilin ön şart olması gerekirken bu hususa hiç önem verilmediği görülmektedir.

-          Bu okulların sektörle bağları yoktur. Mutlaka sektörle sıkı bir bağ kurulması ve gençlere staj imkânı verilmesi ve hatta sektörle bu eğitim kurumları arasında sürekli bir danışma düzeni kurulması gereklidir.

Bu konuda yazılacak, söylenecek daha çok şey var. Ancak, bu yazımızın kapsamı bu amacı karşılayamayacaktır.

Son olarak 4 yıllık dış ticaret eğitimi gören gençlerimizin birçoğunun Vakfımızda aldıkları 64 saatlik eğitimden sonra “biz okulda 4 yılda öğrendiğimizden daha fazlasını burada öğrendik” şeklindeki söylemlerinin acı gerçeği somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyerek yazımızı noktalayalım.

Ne dersiniz, artık belge vermek yerine bilgi vermenin yolunu açalım mı?

Bir şeyleri yapar gibi görünmekten bir fayda gelmez.

O.Ertuğrul Önen

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top