Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / KÖYLERİMİZİ BOŞALTTIK

KÖYLERİMİZİ BOŞALTTIK

O. Ertuğrul ÖNEN

Ankara’nın Çamlıdere ilçesinde hafta sonları gittiğimiz küçük bir evimiz var. O vesileyle Çamlıdere’nin ve Kızılcahamam’ın çevre köylerini tanıma fırsatı buldum. Üzülerek gördüğüm buralarda hayatın yaşlandığı ve hatta öldüğü gerçeğidir. Canlılığını kaybetmiş, genç nüfusu kentlere göçmüş, ancak köyden ayrılmayı düşünmeyen 15-20 kişilik yaşlı nüfusla varlığını sürdüren bu köylerin artık bir üretim yeri olduğunu da söylemek mümkün değil. Sanayileşmiş batı toplumları tarımsal üretimi stratejik bir önemde görerek bu sektörde çalışanları işinin başında tutmak için her türlü fedakârlığı yaparken biz onları adeta göçe özendirmişiz.

Köylerindeki üretimle karınlarını doyuramayan veya kamu hizmetlerine yeterince ulaşamayanlar soluğu büyük kentlerin varoşlarında almış. Sonrası büyük kentlerin gecekondularla sarılması ve niteliksiz bir iş gücü yığınının ortaya çıkması olmuş.

Sayılar yalan söylemez, onlara bakıyorum. Durum iç açıcı değil. İsterseniz bir de beraber bakalım. Bugün nüfusumuz 83,6 milyon, bunun %7’si olan 5.9 milyonu köy ve beldelerde oturuyor görünüyor. Oysa bu rakam 2012 yılında %22.7’dir. 2013 yılında büyükşehir statüsü uygulanan kentlerimizde köylere mahalle statüsü verilmesiyle buraları artık köy sayılmıyor. Yani köylerimizi bir de bu yöntemle kentleştirmeye çalışarak, iyi mi yapıyoruz?

Ancak, iki gerçek var. Bunlardan ilki siz Ankara’nın merkeze 150 km uzaklıktaki bir köyüne mahalle de deseniz orası köydür ve daha uzun yıllar bu niteliği değişmeyecektir.

İkincisi halen %20-23 dolaylarında bir köy nüfusumuz var gibi görünse de köylerde kayıtlı bu nüfusun özellikle gençlerinin önemli bir kısmı tarımsal faaliyetlere katılmamaktadırlar. 2014 yılında 25.9 milyon olan ülkemiz çalışan nüfusunun 5.5 milyonu tarımda çalışırken 2020 yılında çalışan nüfus 26.8 milyona çıkarken tarımda çalışan nüfus 4.7 milyona gerilemiştir.

%22-23 gibi görünen kırsal nüfusun gayri safi hasıladan aldığı pay 2011 yılında %8.2 ile 68.5 milyar dolarken, 2020 yılında bu rakam %6.6’ya ve 47.3 milyar dolara gerilemiştir.

Esasen şimdi gözden geçireceğimiz tarım istatistikleri de Türkiye tarımının acıklı durumunu gözler önüne sererek yukarıdaki verileri desteklemektedir.

t1

Türkiye nüfusu 2001 de 64.7 milyon iken 2020 de 83.6 milyona ulaşarak %29.2 oranında büyümüştür. Oysa aynı dönemde ülkemizin toplam tarım alanları ise %7.85 oranında küçülmüştür.

Tarımsal üretimde ayrıntılara girildiğinde çok çarpıcı tespitlere ulaşacağımız ve bunların nedenlerini de ortaya koyabileceğimiz açıktır. Bu konular geçmiş birçok yazımızın konusu olmuştur. Bu yazımızda ayrıntıya girmeden bu temel tespitle yetineceğiz.

Durumumuz hayvancılıkta da farklı değil, işte buyurun rakamlar burada.

tablo2

1991-2019 Yılları arasında ülkemizin nüfusu %26.74 artmasına rağmen küçükbaş hayvan varlığımız %13.03 oranında azalmıştır.

tablo3Büyükbaş hayvan varlığımız 1991-2019 yılları arasında %5.9 oranında artmıştır. Aynı dönemde nüfusumuzun %26.74 oranında arttığı, artan kişi başına gelir düzeyine paralel olarak et ve süt ürünleri tüketiminin göreceli olarak artacağı da dikkate alındığında bu artışı yeterli saymak mümkün değildir.

Bu tabloda tek olumlu gelişme hayvan varlığımızda daha verimli ırklara yönelik bir gelişme kaydedilmiş olmasıdır.

t4

İnceleme dönemimizde süt üretimimiz %124 oranında artarak nüfus artış oranımızın üzerinde bir artış göstermiştir. Bunun ırk ıslahının bir sonucu olduğu kadar süt ve süt ürünlerinde özel sektörün önemli bir işlev üstlenmiş olmasından kaynaklandığını ifade etmek isteriz.

Sonuç olarak geniş topraklara sahip olmamıza, bir tarım topluluğa niteliği taşımamıza rağmen halen net tarım ithalatçısı durumunda olmamız kabul edilemez. Kanaatimce bu gidişin en tehlikeli tarafı da tarım ve hayvancılıktan geçimini sağlayan kesimin gelecek kuşaklarının tarım ve hayvancılıktan kopması ile ülkemizin bu alandaki deneyimli nüfusunu kaybetmesi tehlikesidir.

Ne dersiniz köyde ve kırsal alanda yaşamı daha cazip, tarım ve hayvancılık da üretmeyi daha kârlı ve daha risksiz hale getirmenin artık zamanı geçmiyor mu?

Bu zengin torakların aç insanları olarak tarihe bir kara leke bırakmayalım.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top