Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / OKU DA ADAM OL

OKU DA ADAM OL

Bizim zamanımızda başta anne babalarımız olmak üzere aile büyüklerimizin bize verdiği ve halen belleğimizde yer etmiş bulunan en önemli öğütlerden biri “oku da adam ol” idi.

O yılların Türkiyesi’nde alt ve orta gelir grupları için hayatını kazanmanın en garantili yolu okuyup, mümkünse üniversiteyi bitirip, ardından bir devlet kuruluşuna kapağı atmaktı.

Adam olmak; kendini yetiştirmek kadar, hayatını kazanır hale gelmek, aileye yük olmaktan çıkmak ve topluma yararlı bir birey olmak demekti.

Nitekim bizden önceki kuşaklar gibi biz de bu öğütler doğrultusunda başarabildiğimizce okuduk. Sonra bir devlet kuruluşunda işe başlayarak o yılların deyişiyle hayata atıldık.

Daha önce bu konuyla ilgili yazdığım birçok yazıda da ifade ettiğim gibi bizim zamanımız yüksekokul bitirmenin “altın” değilse de “gümüş çağı” sayılabilirdi.

Bizim zamanımızda hiçbir üniversite mezununun işsiz kalması söz konusu değildi. O günün koşulları tüm üniversite mezunlarını mutlu edecek imkânları sunuyordu.

Hatta iş beğenmeyerek seçici davranmak lüksüne bile sahiptik.

Gerçi o yıllarda da “ince elenip sık dokunarak” girilen müfettişlik, dış işleri, dış ticaret meslek memurlukları gibi meslekler vardı, ama genelde üniversite mezunlarına kamu, özel tüm iş kapıları sonuna kadar açıktı.

Biz çok şanslı kuşaklarmışız. Bugün ailelerinin büyük fedakârlıklarla okuttukları, başarıyı yakalamış gençlerin içinde bulundukları güç koşulları gördükçe, gerçekten bizlerin çok şanslı kuşaklar olduğumuza yönelik kanaatim güçleniyor.

İşsizliğin zaten büyük bir toplum sorunu haline geldiği günümüzde mevcut işsizlerin nerede ise yarısının üniversite mezunu ve keza üniversite mezunlarının % 30’nun işsiz olduğunu ifade eden istatistikler, bu önemli toplum yarasını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Bizler devletin okullarında beş kuruş ödemeksizin üniversiteyi bitirdik. Bugün aileler çocuklarını bu zorlu hayat yarışına iyi hazırlamak için hayat standartlarından büyük ölçüde feragat ederek çocuklarını özel okullarda okutuyorlar. Daha ilkokul çağından başlayan bu yarışla aile bütçeleri ağır bir yük altına giriyor. Ama ne yaparsanız ki söz konusu “çocuklarının geleceği” olunca aileler kırıp sararak bu ağır masraflara katlanıyorlar.

Peki katlanıyorlar da bu fedakarlıkların sonu ne oluyor? Sonuç; işsiz üniversite mezunları yığını.

Bakıyorsunuz genç, kâğıt üzerinde kendisinden beklenilen her şeyi yapmış; yani, üniversiteyi bitirmiş, yabancı dil öğrenmiş, hatta master yapmış, ancak iş bulamıyor. Ailesinden harçlık almaya devam ediyor. Kendinizi o gencin ve ailesinin yerine koyun. Yılların emeği, aileyi zorlayan ağır eğitim masrafları, bunların hepsi artık sayıları milyonlarla ifade edilen işsizler ordusuna katılmak için mi?

Ailesinden harçlık almanın utancından kurtulmak isteyen gençlerin aldıkları eğitimle ilgisi olmayan işlerde asgari ücretle çalışmaları, seyyar satıcılık, pazarcılık yapmaları artık olağan karşılanıyor.

Peki nerede hata yaptık?

Büfe açar gibi üniversite açtık. Bir isim, bir bina üniversite için yeterli sayıldı. Büyük umutlarla buralara gelen gençlere bilgi değil, belge verdik. Şimdi gençlerin çoğu, bu belgelerin işe yaramadığını anladı, ama geçen onlarca yıldan sonra.

Açılan ve nitelikleri ile değilse de sayıları ile öğündüğümüz bu üniversiteler, Türkiye gibi birkaç ülkeye yetecek kadar ekonomist, mühendis, eczacı, öğretmen yetiştirdi. Ülkenin kaynakları ve bu gençlerin zamanı boşa harcanmış oldu.

Ülkemiz üretim ekonomisini yirmi yıldır terk ettiği için artan genç nüfusuna yetecek kadar iş yeri yaratılamadı.

“Olan gençlere ve onların ailelerine oldu” diyeceğim ama, ne yazık ki olan sonuçta ülkemize de oldu.

Eğitimli gençlerine bile iş veremeyen mutsuz insanlar topluluğu haline geldik.

Sevgili anneler babalar artık çocuklarınıza “oku da adam ol” derken bir daha düşünün desem bana kızar mısınız?

O. Ertuğrul ÖNEN

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top