Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / TİCARET MÜŞAVİRİ / TİCARET ATAŞESİ OLMAK

TİCARET MÜŞAVİRİ / TİCARET ATAŞESİ OLMAK

Meslekler vardır, sizi, kelimenin tam anlamıyla “tutuklar”. Bu yazıda, mesleğimizin, yeni ifadesiyle “ömür boyu”, eski ifadesiyle “müebbeden” tutukladığı kişilerden biri olarak sizlerle mesleğimle ilgili bir görüşümü paylaşmak istiyorum.

Hemen başlangıçta, hukukçu dostlarımızdan özür dileyerek bir hususu belirtmekte fayda görüyorum: Bendeniz hukuk eğitimi almış olmakla beraber, kendimi hep “dışticaretçi” hissettim ve yeri geldikçe kendimi hukukçu olarak değil, dışticaretçi olarak tanıttım, önüme uzatılan formların meslek hanesini böyle doldurdum. “Dışticaretçi tek başına yetmez, yanına açıklama koyun lütfen” dediklerinde “Devlet Memuru” ibaresini eklerdim. Şimdilerde artık neredeyse hiç form veya benzeri doküman doldurmuyorum, ama hem Türk Dışticaret Vakfı’nın verdiği eğitimlerde, hem de üniversitelerde verdiğim derslerde kendimi “çocuklar ben dışticaretçiyim” diye tanıtıyorum. Kendimi böyle hissediyorum. Bununla beraber, aldığım hukuk eğitiminin dışticaretçilik mesleğinde bana büyük katkısı olduğunu her vesileyle vurguluyorum. Bu suretle bu derin ve kadim bilim dalına da ihanet etmediğimi düşünüyorum.

Mesleğe olan güçlü aidiyet duygumu ve abartısız ifade edeyim “aşkımı” bu şekilde paylaştıktan sonra gelelim bu mesleğin ayrılmaz parçası ve aynı zamanda yazının başlığı olan “Ticaret Müşavirliği” ve tabii “Ticaret Ateşeliği”ne…

Bu görev, mesleğin Ticaret Bakanlığı merkez teşkilatında başlayan ve aynı Bakanlığın yurt dışı teşkilatında Ticaret Müşavirliği ve Ticaret Ataşeliği birimlerinde üstlenilen, mesleki deneyimi ”katlayan”, güçlendiren ve derinleştiren uzantısıdır. Dışticaretçi olmanın, kendini dışticaretçi hissetmenin “olmazsa olmazı”dır. Tam da bu noktada, yurt dışı görevi bir lütuf gibi gören ve hatta “merkez teşkilatında kazanılan donanımın ve deneyimin dış ticarette uzmanlaşmak için yeterli olduğu, bu nedenle de yurt dışı görevin çok da önemi bulunmadığı” şeklinde, atama makamında olanlar da dahil bazı çevrelerce dile getirilen, anlaşılması mümkün olmayan tuhaf bir düşünce yapısına da zaman zaman rastlanılmaktadır. Bu, kesinlikle yanlış ve aynı zamanda eşyanın tabiatına da aykırı, dış ticarette uzmanlığın ne olduğunu bilmeyenlere ait bir düşüncedir.

Yeri gelmişken burada, Ticaret Müşavirlerimizin/Ataşelerimizin atandıkları yurt dışı postlardaki görev sürelerinin üç-dört yıl değil, mümkünse beş-altı yıl olmasının, ayrıca bu görevin bir-iki defa ile de sınırlandırılmamasının ideal bir yaklaşım olacağı yönündeki düşüncemizi de vurgulayalım. Gelişmiş ülkeler, ticaret temsilcilerinden bekledikleri faydayı optimize edebilmek için süreleri uzun tutulmaktadırlar. Örneğin Avusturya sisteminde yurt dışı bir merkezde görev süresi bir dönem için 7 yıldır. Tabii bu noktada, yurt dışına atanacakların merkezde, sadece görev yaptıkları birimlerin bilgisiyle değil dış ticaretin geneliyle ilgili temel donanımı  bihakkın kazanmaları, yabancı dil bilgilerinin yanında temsil kabiliyetlerinin de yeterli olması gerekecektir.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, büyükelçilerin meslekteki başarılarının dış ticaretimizde gösterecekleri performansla ölçüleceğini Başbakan olduğu yıllarda yayımladığı bir genelge ile vurgulamıştı. Bu, şahsen yadırgadığımız bir “Büyükelçi başarı ölçütü” olsa da, tarafımızca mesleğimizin yurt dışındaki öneminin bir göstergesi olarak not edilmiştir.

Cumhuriyetin ilânından bu yana belki de en fazla isim değiştiren kamu kurumu olan, bugünkü adıyla Ticaret Bakanlığı’nda hangi seviyede ve hangi unvanla görev yapılırsa yapılsın, yurt dışı tayin, yani yurt dışında Ticaret Müşaviri veya Ticaret Ataşesi olarak çalışmak, mesleğin, yani “Uzmanlığın”, eskilerin tabiri ile mütemmim cüzü, yani ayrılmaz parçasıdır. Yurt dışı birimlerde görev yapmanın “Dış Ticaret Uzmanlığı” (Bu unvan 21 Ağustos 2020 tarihi itibariyle “Ticaret Uzmanı” olarak değiştirilmiş olup tartışmaya değer bir konudur) unvanının lâyıkıyla  kazanılması için ne kadar önemli bir deneyim, birikim ve donanım sağladığı kalınca bir kitap konusudur. Yurt dışı görevi bir lütuf olarak gören ve geçmişte bazı bakanlar tarafından dahi yapılmış bu ve benzeri yorumlar, mesleğimize, mesleğimizin manevi şahsiyetine yapılacak en ciddi saldırıdır diye düşünüyorum.

Bir Ticaret Müşaviri veya Ataşesi, “görev yapılan ülkeye Türkiye’nin ihracatının arttırılmasına yönelik her türlü çabayı göstermek” şeklinde özetlenebilecek  temel ve kapsamlı görevi yanında üçüncü şahısların bilmediği veya farkında olmadığı örneğin, ihtilaflı bir parti için ithalatçı firmanın deposundan numune çekmek; bir ticari uyuşmazlığı çözmek için tarafları sulh etmeye çalışmak; talep geldiği takdirde ihracatçı firmalarımızla beraber alıcılarla yapılan müzakerelere katılmak; alıcıların, özellikle konsinye ihraç edilen yaş meyve-sebzenin, planlanmış olarak, yani taammüden “imhası” girişimleri ile ilgili ekspertiz süreçlerine müdahil olmak; ihraç ürünlerimizi taşıyan TIR’larımızın alıcı ülke sınırlarında belge noksanlığı gibi nedenlerle alıkonulması durumunda sorunu çözmek veya çözmeye gayret göstermek; o ülkedeki ticaret odalarıyla iyi ilişkiler kurarak tahkim davalarına gözlemci sıfatıyla girmek; alıcıda şüphe görülen durumlarda istihbarî araştırmalarda bulunmak ve buraya sığmayacak diğer birçok benzer konuda olayın içinde aktif konumda bulunmak suretiyle “uzmanlığını” zirveye doğru taşır.

Büyük çoğunluğunun bu bilinç ve yoğunlukta, hatta içinde bulunduğumuz zamanın gereği daha da yaratıcı işler yaparak ülkemizin ekonomik gelişmesi ve refahına “çorbada tuz” misali katkı sağlayabilmek için özveriyle faaliyet gösterdiklerini bildiğimiz Ticaret Müşavirlerimizin ve Ataşelerimizin ülkeye döndüklerinde, karar vericilerin onların birikimlerinden yararlanmaları en içten dileğimizdir.

Özetle, yurt dışı merkezlerde görev yapmamış bir dış ticaret elemanını gerçek anlamda “Bakanlık Dış Ticaret Uzmanı” olarak kabul edemediğimizi açık yüreklilikle ifade etmek istiyoruz.

İhracatçılarımız ve pazar araştırması yapan girişimcilerimiz için samimi bir öneri ile bitirelim: İhracat plan ve projelerinizde veya alıcı piyasalara bizzat gittiğinizde öncelikle Ticaret Müşavirliklerimizle mutlaka temas kurunuz. Memnun kalacaksınız…

Ömer BERKİ

Not: Buradaki “dış ticaret uzmanlığı” yazının genelinden de anlaşılacağı üzere, gerçek bir okul olduğunu o teşkilatta çalıştığımız yıllardan bildiğimiz ve bugün de bu özelliğini koruduğunu umduğumuz Ticaret Bakanlığı’nın dış ticaretle ilgili merkez birimleri ile yurt dışı birimlerinde kazanılan uzmanlıktır. Şüphesiz ki özel sektörde çalışan meslekdaşlarımız için de “Dış Ticaret Uzmanlığı” söz konusudur. Bu unvanın özel sektör versiyonundan ne anladığımız ile ilgili analiz ve yorumumuzu da bir başka yazıda paylaşacağız.

 

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top