Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / TÜRKÇEMİZİN ŞAPKASIZ HÂLİ

TÜRKÇEMİZİN ŞAPKASIZ HÂLİ

Ömer BERKİ

Bugünkü yazımızla geleneksel konumuz olan dış ticaretin yerine, güzel Türkçemizin günlük yaşamda ne hale geldiğine, kendi saptamalarımız çerçevesinde değinelim istedik. Bunu yaparken de haddimizi aşmayacağımızı özellikle vurgulamakta yarar görmekteyiz.

Önce “şapka”dan (^) başlayalım.

Yaygın olarak “inceltme işareti”, Türk Dil Kurumu’nun (TDK) “Yazım Kuralların”nda ise “Düzeltme İşareti” olarak tanımlanan bu değerli şapkanın TDK tarafından yıllar önce kaldırıldığı şeklinde bir inanış vardır. Bu nedenle de TDK ciddi ölçüde eleştirilir. TDK’nın resmi internet sitesinden bir açıklama paylaşalım:

“Düzeltme işareti hiçbir zaman kaldırılmamıştır. Düzeltme işaretinin nerelerde kullanıldığına dair bilgiler Yazım Kılavuzu‘nun ilgili bölümünde yer almaktadır.”

TDK’nın bu açıklamayla yönlendirdiği Yazım Kılavuzu’nun “Düzeltme İşareti” başlıklı bölümüne baktığımızda da inceltme işaretinin nasıl kullanılacağı örneklerle açıklanıyor. Özellikle şahsen çok garip bulduğumuz “Hakkari”nin doğrusunun “Hakkâri” olduğu da bu örnekler arasında yer almakta. İnceltme işareti kullanımı bizce bugün için Türkçe’nin en önemli sorunlarından biridir. Televizyonlarda, bazı ana haber programları spikerlerinin, söyleşilere katılan akademisyenlerin, gazetecilerin, politikacılarının da dâhil olduğu Türkçemizi çok düzgün konuşması beklenen kişilerin “râkım”a “rakım”, “dahi”ye “dâhi”, “resm-i/resmi geçit”e “resmî geçit” demeleri son derece kulak tırmalayıcı oluyor.

Bu arada TDK’nın “düzeltme işareti” yerine “inceltme işareti” ifadesini kullanmaya dönmesi yerinde olacaktır diye düşünüyoruz. Zira, örneğin “a” harfi üstüne bu işareti alıp “â” haline geldiğinde, o kelimede gerçekten bir zarafet, kibarlık ve incelik hâsıl olmaktadır. Bu gerçeği ifade ettikten sonra, biraz da tebessüm edelim diye küçük bir anekdot paylaşalım: Çocukluk ve gençlik dönemlerimizde, yani 1950’li ve 60’lı yıllarda Almanya “Âlmanya”, Alman “Âlman”, Almanca da “Âlmanca” şeklinde, bizce yanlış telâffuz edilir ve bu kelimeye zarif bir ifade yüklenirdi!

TDK “İnceltme işaretleri kaldırılmamıştır” şeklinde bir duyuru yapma ihtiyacı hissettiğine göre, bu konuda bir sorun olduğu bu Kurum tarafından zımnen de olsa kabul edilmektedir. Bunun bir sorun, hattâ ciddi bir sorun olduğunu anlamak için radyo ve televizyonları iki-üç gün takip etmek, gazeteleri, dergileri ve kitapları okumak; gençler de dâhil, çoluk çocukla sohbet etmek yeterli olacaktır.

TDK, Millî Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu ile işbirliği yaparak, sorunun uygulamada çözümü için, ilkokullar başta olmak üzere tüm eğitim kurum ve kuruluşlarında bu “inceltme işareti” sorununu çözmek için gerekli projelerin uygulanmasını sağlamak için girişimde bulunmalıdır düşüncesindeyiz.

Dilimizdeki tek sorun inceltme işaretleri değildir tabii. Asıl kelimeden ayrı yazılması gereken “de” ve “ki”ler asıl kelime ile birleşik olarak yazılmaktadır. Bu yazım tarzı, giderek çoğalmakta ve neredeyse kural haline gelmektedir. “Ben de sevindim” yerine “Bende sevindim”in ne kadar yanlış olduğunu söylemeye gerek duymuyoruz.

Aktif meslek yaşamımızdan bir hikâye anlatıp bitirelim: 1998 yılında, sonraki
yıllarda da düzenleyerek geleneksel hale getirmek amacıyla (maalesef sürdürülememiştir) Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü olarak “İhracat Haftası” organize ediyoruz. İlk “Hafta” olması nedeniyle çok titiz davranıyoruz. 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel açış konuşması yapmayı kabul ettiği için daha da dikkatliyiz. Faaliyetin önemi nedeniyle, TRT’nin en iyi sunucu ve spikerlerinden bir hanımefendiyle anlaştık. Bu değerli sunucu ile, provalarda bir samimiyet oluştu. Bir dinlenme molasında yaptığımız sohbette “Yazılı ve görsel basında sıkça, örneğin ‘Polonya milli futbol takımı dün akşam Atatürk Havalimanı’ndan ülkemize giriş yaptı’ gibilerden ifadeler duyuyorum ve bu beni rahatsız ediyor. Zira bildiğim kadarıyla Türkçe’de ‘giriş yapmak’ diye bir fiil yok, ‘girmek’ fiili var!” diyerek “Giriş yapmak şeklindeki kullanım doğru mudur?” diye sordum. Bu, Türkçesi ve diksiyonu mükemmel olan güzel ve zarif sunucu “Ömer Bey bunu TRT’de de duyuyor musunuz?” diye sordu. “Evet” diye cevap verdim. “O halde doğrudur” dedi.

“Asgari ücret”in giderek “askeri ücret”e doğru yol aldığı, “şarz” ve “riks”in kol gezdiği bir ortamda dil yâremizin daha da derinleşmemesi için burada kesmek istiyoruz.

Saygılarımızla…

 

Not:
Bu yazıyı, güzel Türkçemizi mükemmelen konuşan ve yazan,
dilimizi ayakta tutmaya gayret eden, sayılarının da çok fazla
olduğuna inandığımız insanlarımızı tenzih ederek kaleme aldığımızı
özellikle vurguluyoruz.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top