Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE İZLEDİK (2)

BİZ BU FİLMİ DAHA ÖNCE İZLEDİK (2)

2020 yılında “Biz Bu Filmi Daha Önce Çok İzledik” başlığı altında bakın neler yazmışım:
“Ta Kemal Derviş nam ithal kurtarıcımızdan bu yana TL’yi değerli tutan bir anlayışla kendimizi değersiz döviz politikasının afyonlu tutsaklığına kaptırmış gidiyoruz.

Maceraperest, vur kaççı, Londra odaklı vampirlerin yönettiği sıcak para tuzağına defalarca yakalandık. Peki ne kazandık?

  • Bozulan üretim yapısı,
  • Yerli üretimde azalan katma değer,
  • Büyüyen dış ticaret açığı,
  • Altından kalkılamayacak dış borç yükü,
  • Çalışan nüfusu, özellikle iş hayatına yeni atılan gençleri ezen işsizlik problemi,

Kazandıklarımız bunlar. Nasıl beğendiniz mi?

Sıcak para afyon gibidir. Onun cazibesine kendinizi kaptırınca bozulma ve tutsaklık kaçınılmazdır. İşte bu çerçevede devam edip gitmişim. Gerçekte biz bu filmi o kadar çok izledik ki, say say bitmez. Peki çıkmaz yol olduğunu görmemize rağmen her defasında neden gidip bu batağa saplanıyoruz. Aynı hatayı niçin tekrar tekrar yapıyoruz?

Herhalde yönetenlere diğer zahmetli yol ve yöntemlerden kolay geldiği için, ya da dünya sermaye çevrelerinin, bu modeli bize en doğrusuymuş gibi göstererek allayıp pullayıp satmasından olsa gerek.

Geçmişte değersiz döviz politikasının bir paket içerisinde yer aldığına, bu politikanın üretimi destekleyen birtakım önlemlerle sakıncalarının asgariye indirilmeye çalışıldığına tanık olduk. Ancak şöyle ve böyle her defasında olan, milli ekonomiye ve kıt kanaat geçinen dar gelirli kitlelere oldu.

Halen uygulanmakta olan ekonomi politikasının da geçmişte uygulanan kötü örneklerinden bir farkı yok.

Üretim, ihracat, katma değer, gelir dağılımı tamamı bir kenara atılmış, varsa yoksa enflasyonla mücadeleye odaklanılmış. Bari bu mücadelede başarılı bir sonuç alsak, hiç değilse diyeceğim, ama ne gezer!

Dünya ticaretinin sert rekabet ortamında ABD, Çin başta olmak üzere birçok önde giden büyük sanayi ve ihracatçı ülkeler bile milli paralarının aşırı değerli hale gelmemesi için önlemler alırken, biz bile isteye tersini yapıyoruz.

Nasıl mı? İşte tablolar:

2024 yılından itibaren kur artışlarının yavaşladığını, hatta kurun, bu paralar arasındaki enflasyon farkları kadar bile artırılmadığını ve Türk lirasının yaklaşık %10 civarında daha değerli hale geldiğini görüyoruz.

Bu hesaplamanın TÜİK’in ilan ettiği enflasyon rakamları baz alınarak yapıldığını özellikle belirtmek isterim. İstanbul Ticaret Odası’nın, hele ENAG’ın verileri esas alınırsa, kur sapmasının gerçekte çok daha büyük olduğu görülebilir. Bu politika sanayimizin ayağına kurşun sıkar, ihracatın önüne engel koyarken, ithalatı özendiren bir etki yapmaktadır.

Sonuç da; büyüyen dış ticaret açığı, kronikleşen dış tediyeler açığı, ağırlaşan dış borç yükü ve Cumhuriyetimizin 100.yılı için hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracat büyüklüğünün halen %55 düzeyinde kalması olarak karşımıza çıkar.

Biz bu filmi daha önce gördük derken hata yapmış sayılmayız değil mi?

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top