Gerek bireysel gerekse toplum olarak mutluluk içinde kutladığımız bir bayramı daha geride bıraktık demeyi ne kadar isterdim. Ama ne ülkemizin ne de dünyanın gerçekleri buna imkân bırakıyor.
Okumuş yazmışlarımız dahi iş bulamıyor, bulsalar da geliriyle geçimlerini sağlayamıyor. Emeklilerimizin hali içler acısı, hayatlarının en rahat, en huzurlu geçirmelerini umdukları emeklilik günlerinde yokluğun, yoksulluğun üzerlerine karabasan gibi çökmesinin acılarını yaşıyorlar. Çevremiz ise ateşe ve kana bulanmış, Trump ve Netanyahu isimli iki sapkın kafa yakın coğrafyamızı en huzura ihtiyacı olduğu bir dönemde uluslararası hukuku ayakları altında çiğneyerek yakıp yıkmaya devam ediyorlar.
Savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları, esasen enflasyonun altında ezilen halkımızın yaşam koşullarını daha da zora sokuyor.
İşte bu koşullar altında bir bayram yaşadık. Hava bile gülen yüzünü göstermedi bu defa.
Zaten geçmiş bayramlardan eser mi kalmış, bayram artık sıradan bir tatil gibi algılanıyor. Aynı apartmanda yaşayanların merdivende, asansörde birbirlerine selam vermekten kaçındığı bir toplumda nasıl bayram kutlayacaksınız.
En küçük bir ikramda bulunmanın yük haline geldiği şu günlerde insanların misafir kabul edip ağırlayabilecekleri hali mi kalmış?
Toplumun çoğunluğunun çocuğuna, torununa bayram hediyesi alamayan, harçlık veremeyen durumda olması karşısında hangi bayramdan söz edeceğiz. Eskiden bayramı özenle beklerken, günümüzde bayram geliyor diye kara kara düşünen bir topluluk olmadık mı?
Hani bir halk deyimi vardır, “deliye her gün bayram” diye. Ben bu deyimi, eğer sizin ve sevdiklerinizin sağlığı, huzuru ve geçimi yerindeyse size her gün bayram diye değiştirmek istiyorum ve tüm dostlarımın, tüm milletimizin her gününün bayram olmasını içtenlikle diliyorum.
