Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / YANLIŞ HESAP TAHRAN’DAN DÖNER

YANLIŞ HESAP TAHRAN’DAN DÖNER

O. Ertuğrul ÖNEN

TV kanallarında eline sopayı alanın haritanın önüne geçtiği günleri yaşıyoruz. İçlerinden sokaktaki herhangi bir kişinin bildiğinden fazlasını söyleyebileni çok az. Ama unvanlar çarpıcı, uzman, analist vs.

Bağışlayın, benim sıradan bir kişi olarak unvanım ve iddiam olmadan, uzun yıllardır tanık olduğum ABD saçmalıklarını sizlere bir kez daha topluca hatırlatmaktan öte bir amacım yoktur.

İstiyorum ki sizlerde bir kez daha o günleri hatırlayın ve günümüzde yaşadıklarımızı o günlerin ışığında değerlendirin.

Gelelim konumuza; bu ABD hangi hesabı doğru yapıp, insanlık için hangi iyi sonucu aldı ki İran’da da alsın.

Vietnam’a girdiler; ülkeyi yakıp yıkıp, 10 yıl debelenip, 4 milyon sivilin ölümüne neden olduktan sonra arkalarına bakmadan kaçarcasına ayrıldılar bu ülkeden.

Afganistan’a girdiler; güya İslami terörizmi bitireceklerdi, 20 yıl uğraştılar, elli bine yakını sivil olmak üzere toplam 212.000 can kaybına neden oldular. Bir sonuç alamadan ayrıldılar. Taliban gibi radikal İslamcı bir yönetim Afganistan’ı teslim aldı. Afganistan bugün orta çağ karanlığını yaşıyor.

Sonrasında ABD’nin İslam coğrafyasını hizaya getirme girişimlerini görüyoruz. Kitle imha silahlarına sahip diye saldırdıkları Irak’ı etnik kimliklere bölerek parçalamalarının yanında 150-600.000 arasında Iraklının hayatını kaybetmesine neden oldukları iddia edilmektedir. Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasının ise gerçek olmayıp, ABD tarafından Irak’a tecavüze yönelik sanal bir bahane olduğu ortaya çıkmıştır.

Peki Irak ne olmuştur? Halen parçalanmış, etnik sınırları daha da keskinleşmiş, rahat ve huzuru kalmamış, Saddamlı günlerin baskıcı rejimini değilse de refah düzeyini arar durumdadır.

ABD’nin İslam coğrafyasına ilgisi hiç azalmamıştır. Libya’daki iç karışıklıkları bahane ederek, demokrasi getirme gerekçesiyle 2011 yılında yandaşları ile beraber bu defa Libya ve Kaddafi’ye karşı harekete geçmiştir. Sonuç 25-30.000 insan canı yitip gitmiş ve Libya bugün Trablus’ta kurulu Ulusal Sivil Hükümet ilk Tobruk merkezli temsilciler meclisi (General Hafter destekli) yönetimleri altında birbirleri ile çatışan ikili bir yapıya dönüşmüştür.

Bu defa sıra yakın coğrafyamıza gelmiş ve hedefe Esad’ın Suriye’si konulmuştur. Esad’a karşı protestolar bahane edilerek Suriye’nin temeline dinamit konulmuş, 600.000 civarında kayıp yaşanan bu savaşta 13 milyon insan yurtiçi ve yurtdışında yer değiştirmek durumunda kalmıştır. Halen 5 milyon Suriyeli ki büyük kısmı ülkemizde olmak üzere yurtdışında yaşamaktadır. Peki Suriye’ye o çok arzulanan demokrasi gelmiş midir? Anlatayım siz karar verin; ABD’nin bir vakitler başına ödül koyduğu, azılı terörist olarak aradığı Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Culani takım elbise giydirilip kravat takılarak Ahmed eş-Şara ismiyle Suriye’nin güya geçiş dönemi devlet başkanı yapılmıştır. Ne dersiniz, tam ABD usulü demokrasi değil mi?

Körfez ülkeleri emirlikleri, Ürdün gibi ABD’nin kuyruğuna takılmayan, Filistin davasını destekleyen ve İsrail için potansiyel tehlike olarak görülen Saddam’ın Irak’ı, Kaddafi’nin Libya’sı, Esad’ın Suriye’si böylelikle saf dışı edilmiş, kendi sorunlarıyla boğuşur duruma getirilmiştir.

Geriye bu potansiyel hasımların en dişlisi olan İran kalmıştır. ABD İran’ı kolayca ufaladığı Arap ülkeleri gibi sanmakla büyük hataya düşmüştür. Geçmişi on bin yıl geriye giden köklü bir medeniyetin mirasçısı olan İran halkını yanlış değerlendirmiştir. Bu halkın bir satranç ustası olduğunu, sabır ve dayanıklılığı ile ün kazandığı gerçeğini ıskalamıştır.

En güçlü döneminde Osmanlının bile alt edemediği bu ülkeyle, işte o nitelikleri nedeniyledir ki sınır anlaşmamız ta 1639 yılına uzanan Kasr-ı Şirin anlaşmasıdır.

ABD sandı ki rejimi protesto etmek için sokağa dökülenler, onların bir işareti ile arkalarına takılacaklar. Sen o milletin okul çocuklarını katledeceksin, şehirlerini yıkacaksın, şöyle ve böyle seçtikleri liderlerini öldüreceksin, topraklarına, zenginliklerine göz dikeceksin ve onlar sen ne istersen onu yapacaklar.

Vatanını ve milletini seven hiçbir ulus böyle bir durumda artık rejimi falan düşünmez. Tek düşüncesi ve hedefi vatanını ve özgürlüğünü korumak olur. Bugün İran halkı da bunu yapıyor. Büyük coğrafyasının, tarihi geçmişinin, insan kapasitesinin gücünü de arkasına alarak, sabır ve dayanıklılık göstererek, bir satranç ustası hamleleri ile rakiplerine güç anlar yaşatıyor.

Böyle giderse ABD’nin İran macerası yeni bir Vietnam olacağa benziyor.

Yani yanlış hesap Tahran’dan dönecek gibi görünüyor.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top