Değerli dostlar, ülkemizde maalesef bizi mutlu edecek gelişmeler yaşayamıyoruz. Bu durum ister istemez hepimizin ruh sağlığını, davranışlarını etkiliyor. Karamsar, geleceğe umutla bakmayan bir toplum olduk. Haftalardır yazdığım yazılarda bu toplumun bir parçası olarak ben de iç karartan, umut aşılamayan yorumlarla karşınızda oldum.
Ne dersiniz, bu hafta atalım şu karamsarlıkları üzerimizden biraz gülümseyelim mi?
Gelin milletimizin, zaman zaman hepimizin yaptığı garipliklerine göz atarak biraz rahatlamaya çalışalım.
Her milletin kendine özgü diyalogları ve davranış tarzları vardır. İşte milletleri birbirinden ayıran unsurlardan biri de bu davranış tarzlarıdır. İşte bu pencereden baktığımızda gerçekten çok farklık bir milletiz. Başkalarına değil, bizim bize benzediğimizi görürüz.
İlginç diyaloglarımızı ve davranış tarzlarımızı sıraladıkça inanıyorum siz de bana hak vereceksiniz;
- Hemen her alışveriş yaptığı yerde “bize kaça olur” diye ayrıcalık talep eden,
- Satıcısının da sizi sevdim, sizin gül hatırınız için bu fiyata bırakıyorum, ancak kimseye söylemeyin diyen.
- Eş, dost, akraba her kimse geldiğini gördüğü halde “geldin mi” diye soran,
- Dileği olsun diye ağaçlara, çalılara bez parçası bağlayan,
- Yeni doğan çocuk için Allah dünyaya getirmişse rızkını da verir kaderciliğini gösteren,
- Lokantaya gittiğinde tercihi garsona bırakarak “sen şöyle masayı donat” diyen,
- Sıra hesap ödemeye geldiğinde, hesabı ödemek için kavga eden, “ölümü öp” diye yemin eden, hesabı ödedikten sonra “hesabı yine bize kitledi” diye söylenen,
- Bozulan bir cihazı yumruk atarak tamir etmeye çalışan,
- Dört şeritli bir yolda üç şeritte itiş tıkış ilerlerken her ne hikmetse en sağ şeriti boş bırakan,
- Trafik kazası yaptığında, kendinden önce bir şey olmuş mu diye arabasını kontrol eden,
- Radarla, hız kontrolü yapıldığında, dayanışma ruhu içinde selektör yaparak karşıdan gelenleri uyaran,
- Akşam karanlığı iyice çökmesine rağmen, sanki elektrik idaresine fatura ödüyormuş zihniyeti içinde farlarını yakmamakta ısrar eden,
- Ambulansa yol vermekte nazlı davranan, ancak ambulans geçtikten sonra onun peşine takılan,
- Parasını vererek katılacağı bir sertifika programında, eğitime katılmadan sertifika almak isteyen,
- “Kaşlarının arasına dom dom kurşunu değdi” diye sözleri olan bir türküyle göbek atıp oynayan,
- Bir kahvehanede bir kolu bir sandalyede, diğeri ikinci bir sandalyede, üçüncü sandalyeye ayağını koyarak oturan,
- Sigarası bitmeden ikinci sigarayı içmekte olduğu sigaranın ateşiyle yakan,
- Tedavi için doktora değilde hacıya hocaya giden,
- Mutfak tüpünün gaz kaçırıp kaçırmadığını çakmak alevi ile kontrol eden,
- Ustası, tamircisi geniş gönüllü olup emeğinin karşılığı için “gönlünden ne koparsa” diye tarife koyan, sonrasında gönülden kopana razı olmayarak kavga gürültü çıkaran,
- Düğünlerde eğlenmek için ateşli silahlarla havaya ateş açan,
- Göz göze geldiği kişiye ne bakıyorsun diye diklenip kavga çıkaran,
- Doğayı seven, her ortamda mangal yakan, pisliğini geride bırakan, yaktığı ateşi kontrol edemediğinden o çok sevdiği doğayı katleden,
- Birisini överken iltifatını küfürlü kelimelerle söyleyen,
- Sigara paketini çorabının içinde taşıyan,
- Kafasına kuş pislediğinde bunu şans sayıp piyango bileti alan,
- Toplu taşıma araçlarında, parklarda gazete okuyan birinin yanından veya arkasından gazeteyi birlikte okumaya çalışan,
- Bir yabancıyla anlaşmaya çalışırken Türkçeyi eğip bükerek karşısındakinin kendisini bu şekilde anlayabildiğini sanan,
- Yoğurt kaplarını, yağ tenekelerini saksı olarak kullanan,
Bir başka millet var mıdır bilmiyorum. Bunlar bize özgü davranışlar, inanıyorum bunları okurken sizlerin de hatırladığınız daha nice garipliklerimiz vardır.
Bazıları komik, bir kısmı onaylanacak gibi değil ama bunlar bizim davranışlarımız, biz buyuz.
Umut ederim bir nebze olsun gülümsemenize yardımcı olmuşumdur.
Yaşam sizi hep güldürsün.
