Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / MARKA ÜZERİNE BİR YAZI DAHA

MARKA ÜZERİNE BİR YAZI DAHA

Bu konuyu ilki 2017 de olmak üzere üç kere ele almışım. Mutlaka, siyaset ortamı toz duman, ekonomimiz perişan, etrafımız ateş çemberi iken, marka da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim.

Benim elim, bırakın ekonomiyi, hiçbir konuda kolay kolay kaleme uzanmıyor. Ama ne yaparsınız ki hayat devam ediyor, hayatın acı tatlı, bizde ise genellikle acı yönleriyle yüzleşmeyi sürdürüyoruz.

Brand Finance’nin 2026 yılı marka verilerine göz atınca, bir kez daha geri kalmışlığımıza, beceriksizliğimize duyduğum öfkeyle bu yazıyı yazmaya karar verdim.

60 yıla yakın korumacılık yaptık, bir tane dünya markası yaratamadık. Brand Finance’nin ilk 500 en değerli dünya markaları içinde tek bir markamız yer almıyor.

Dünya marka değerleri sıralamasında ABD 34.7, Çin 22.0, Almanya 4.6 trilyon $’la ilk üç sırayı alırken, G.Kore 12nci, Filipinler 29ncu, Vietnam 32nci, İsrail 36ncı, Bangladeş 37nci, Türkiye ise bir önceki yıla göre 7 basamak gerileyerek 40ncı sırada yer almaktadır.

Dünyanın en değerli 10 markası şöyle sıralanmaktadır:

Listede ilk 5 sırada ABD markaları yer almaktadır. Listenin 7 markası ABD menşelidir. Diğer 3 marka ise Uzakdoğu’yu temsil etmektedir.

Dünyanın sanayileşmesinde öncü olan ve halen en önemli bilim ve sanayi ülkelerinin yer aldığı Avrupa ise ilk 10 da yer alamamıştır.

En değerli 100 markada ülkelerin payları ise şöyledir:

ABD dünya marka sırlamasında mutlak bir üstünlüğe sahiptir. İlk onda olduğu gibi ilk yüzde de ABD markalarının büyük hakimiyeti vardır. Uzakdoğu bu listede (Çin, Japonya, G. Kore, Hindistan) 29 marka ile yer alırken, Avrupa (Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya, İsviçre) bu listeye sadece 17 marka sokabilmiştir. Dünyanın ekonomi ekseninin artık Uzakdoğu’ya doğru kaydığını görüyoruz.

Yazımın başında da ifade ettiğim gibi bırakın ilk onu, yüzü, ilk beş yüz içine dahi tek bir marka sokabilmiş değiliz.

İlk 10 markamızı aşağıda bilgilerinize sunuyorum:

10 en değerli markamızın toplam değeri 10.4 milyar$, oysa bizim 60 yıl korumacı ekonomi politikalarımıza karşı yalnızca 15 yıl korumacı bir ekonomi politikası izleyen Güney Kore’nin tek bir markasının; Samsung’un marka değeri 119.2 milyar$, bizim en değerli 10 markamızın toplam değerinin tamı tamına 11.5 katı.

Kanaatımca ekonomimizin ve özellikle özel sektörümüzün temsil ettiği sanayimizin ve hizmet sektörümüzün performansı işte bu kadar.

Marka yaratmak zor, uzun vadeli ve pahalı bir iştir. Bir malı, bir hizmeti onun kullanıcıları, tüketicileri nezdinde tanınır, tercih edilir hale getirmek kolay bir iş değildir. Verilen hizmetin, üretilen malın kalite, yenilik, yaratıcılık, süreklilik servis gibi unsurları barındırması gereklidir. Bu saydıklarımıza ilaveten söz konusu mal ve hizmetin uygun tanıtım vasıtalarıyla yıllarca tanıtılması, bu tanıtımın sürekli kılınması, bu amaçla büyük bütçeler ayrılması da lazımdır.

Gelişmemiş ekonomilerde gayri maddi bir değer olan markanın önemi anlaşılamamıştır. Bir markanın onun arkasında duran binalardan, makinalardan çok daha değerli olabileceği düşünülmemektedir. Bu nedenle fasonculuktan öteye geçemiyoruz. Piyasanın gerçek sahibi olan marka sahiplerine hizmet etmeye devam ediyoruz.

Ne zaman gelişmiş ekonomi sınıfına gireriz? Dünyanın en değerli 10, 100 ve 500 markası arasına markalarımızı sokabildiğimiz zaman diye cevaplayacağım bu soruyu.

Olur mu dersiniz!

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top