Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / FİYATLAR YÜKSEK DEĞİL VATANDAŞ AZ KAZANIYOR

FİYATLAR YÜKSEK DEĞİL VATANDAŞ AZ KAZANIYOR

O. Ertuğrul ÖNEN

Fiyat artışlarının özellikle de gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının hiç gündemden düşmediğini görüyoruz.

Nasıl düşmesin ki, çalışan nüfusunun yarısından çoğu asgari ücret alan, keza çalışma yaşındaki nüfusunun nerede ise dörtte biri çalışma ve bir gelir sağlama imkânı bulunmayan bir ülkede, insanların en doğal gereksinimleri olan beslenme ihtiyaçlarını bile gereği gibi karşılayamaması karşısında, bu konu önemini ve gündemdeki yerini korumaya devam edecektir.

İki hafta önce bu fiyat artışlarında suçlu aranması konusuna değinmiş ve sonuç olarak üretimden tüketime kadar uzanan zincir içerisinde üreticiye kesinlikle bir kusur yüklenemeyeceğinin altını çizmiştim.

Görüyorum ki tartışma ibresi bu kez üretimden tüketime giden yol üzerinde son halka olan marketlere kaymış durumda. Fiyat artışlarında sanki bu kuruluşlar etkili oluyormuş gibi bir iddia körüklenmeye, hatta bu yönde bir kesin kanaat oluşturulmaya çalışıldığını gözlemliyorum.

Narh koymak (kamu otoritelerince fiyat belirleme), marketler üzerinde müfettiş baskısı oluşturmak suretiyle gerçek suçluların, piyasada ismi tanınan marketler grubu olduğu algısı oluşturulmaya çalıştırılıyor.

Serbest piyasa düzeninin egemen olduğu ekonomilerde narh koymak söz konusu olmayacağı gibi, serbest rekabeti bozacak davranışlara, gizli anlaşmalara, fiyat karteli, tekel oluşturma girişimlerine karşı da yaptırım uygulanır.

Nitekim ülkemizde de serbest rekabet düzenini sağlamak üzere, tüketicileri güçlü sermaye oluşumları karşısında koruyabilmek amacıyla 1994 yılı Aralık ayından bu yana bir Rekabet Kurumu’muz bulunmaktadır.

Eğer söz konusu büyük marketler aralarında anlaşarak tüketiciyi istismar yoluna gitmişlerse, bu serbest piyasa düzenine aykırı bir davranıştır ve müeyyide gerektirir. Ancak, bu hususun yetkilisi Rekabet Kurumu’dur ve bu kurum piyasayı izlediği gibi kendisine intikal eden bilgi ve ihbarları da değerlendirmektedir.

Tüm yurttaşlarımız gibi ben de bu marketlerden alışveriş yapıyorum. Bunlar hemen hemen aynı üreticilerin mallarını satıyorlar. Bu malların fiyatlarının dahi farklı marketlerde değişik olduğunu görüyorum.

Marketler üretici değildir. Kaldı ki üretimin maliyetini etkileyen birçok faktör bu marketlerin ve hatta üreticilerin inisiyatifi dışında değişmekte, çoğu kez de üretilen malın maliyetini artıracak şekilde artmaktadır. Son birkaç yıldır fiyatı kamu eliyle belirlenen elektrik, doğalgaz, akaryakıt fiyatlarındaki artışları ve yine kamu kurumlarının etkisiyle artan döviz fiyatları dikkate alınırsa gerçekte fiyat artışlarının nedenini büyük ölçüde başka yerlerde aramak gereği ortaya çıkar.

Döviz, elektrik, doğalgaz, akaryakıt, şöyle bir düşünün üretim ve nakliye aşamalarında önemli bir maliyet faktörü değiller mi?

Baba balık evladına av olmamak için nelere dikkat etmesi gerektiği yolunda akıl veriyormuş; işte olta şudur bu takdirde şunlara dikkat edeceksin, çapari falan, açıklamaya devam ederken, aniden tepeden atılan ağın içinde kalmışlar.

Baba balık; “buna tepeden inme derler ben de bir şey yapamam” diye çaresizliğini itiraf etmiş.

Kamu yönetimi tarafından fiyatları belirlenen veya kamu kuruluşlarından etkilenen bu unsurlar karşısında üretici de çaresizdir, marketlerde. Tıpkı ağa yakalanan balıklar gibi.

Kanatımca birinci suçlu üretici ve marketlerin inisiyatifi dışında artan maliyetlerdir. İkinci suçlu ise bizzat aciz yurttaşlarımızdır. Maalesef az kazanıyorlar. Az kazanınca da onlara her şey pahalı geliyor.

Buna yönetim ne yapsın…!

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top