Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ

O. Ertuğrul ÖNEN

Yılın son ayına girdik. Bize mutluluk yaşattığını söyleyemeyeceğimiz bir yılla daha vedalaşmamız yakındır.

Aranızda mutlaka bireysel mutluluklar yaşamış ve bu nedenle 2021 yılını güzelliklerle anacaklar da vardır. Ancak bir gerçek var ki çoklukla bizi bunaltan salgın koşullarının yanında, ekonomik olarak yaşadığımız güçlüklerle anılacak bir yıl olacaktır bu yıl.

Yoğun bir işsizlik olgusuyla sarsılan toplumumuz özellikle bu problemin artık eğitimli genç nüfusları da etkilemesinden dolayı buhranlı bir dönem yaşamaktadır. Yalnız bu kadar mı? Hızlı bir yükseliş trendine giren döviz kurlarının da tetiklemesiyle azan enflasyonun ezdiği toplum kesimlerinden, aldığı ücretle veya emekli maaşı ile iki yakasını bir araya getiremeyen çalışanlar, emekliler. Halkın gelir düzeyinin düşmesi sonucu siftah yapamadan kepenk kapatan esnaf.

Eskiden de tüm yıllarımız ışıltılarla, mutluluklarla dolu değildi. Ama hep iyi olacağımıza, daha iyi günlere ulaşacağımıza ilişkin bir umudun sahibiydik.

Geçenlerde yıllanmış foto albümlerini önüme aldım. Henüz renkli günlere ulaşamamış artık sararmaya yüz tutmuş, yer yer çizilmiş, kenarları kıvrılmış siyah beyaz fotoğraflar. Eski Türkiye’den kareler. Çoğu artık aramızda olmayan dostlar, yakınlar. Belki yine rahat, bir eli yağda bir eli balda geçmiyor hayatlar ama gözler ışıltılı, bakışlar umut dolu. Aile fotoğrafları, eş, dost, arkadaşlarla paylaşılan görüntüler, ya da meslek, çalışma arkadaşları birliktelikleri. Tamamı bende aynı izlenimi uyandırıyor. Her şey yolunda olmasa da tamamında gözlerdeki umut ışıkları eksik değil. Büyük Atatürk’ün hayatta olduğu yılların fotoğrafları ise çok daha farklı duygular uyandırıyor üzerimde. Özellikle genç insanların yalnızca gözleri değil, sanki tüm uzuvları bir heyecanın, bir coşkunun, bir inanmışlığın işaretlerini verir gibi.

Hep düşlemişimdir. O kadroların içinde yer almayı, ülkenin cahilliğe karşı savaşında, ekonomik geri kalmışlığı yıkma mücadelesinde o fotoğraflardaki insanlarla birlikte olduğumu, emek verdiğimi, ter döktüğümü. Yorgunluğuma inanmışlığımı onlar gibi merhem yaptığımı.

Ya ülkeyi demir ağlarla ören ekibin içindeyim kazma kürek, ya bir köy enstitüsünün duvarlarını örmekteyim kerpiç kerpiç.

Harf devriminde tahtanın başındayım, medeni kanunun çıkması için çaba harcamaktayım.

T.İş Bankasının ilk çalışanlarından olmanın gururunu taşıyanlardanım, Sümerbank’ta, Etibank’ta Türk sanayinin lokomotifliğini yapan bu güzide kuruluşlarda nefes almaktayım.

O yılların heyecanını, coşkusunu yaşamaktayım, inancımla beslenerek güçlenmekteyim.

Sıra ilk renkli resimlere gelince düşünceler de duygular da değişiyor. Artık uzak sayılmayacak yakın zamanlardayım. Rüyadan uyanıyorum. Fotoğraflar henüz çizik alıp, kenarları kıvrılmamış, bunlarda yer alanlardan aramızdan ayrılanların sayısı göreceli olarak daha az. Ama yine de birçoğu göçmüş bu dünyadan.

İşte Karaoğlan adıyla halka mal olan Bülent Ecevit; yok muydu hatası mutlaka vardı. Ne var ki, dürüstlük sembolü bir siyasetçiydi. Çoban sülülüğü kendine yakıştıran bir diğer halk adamı, Süleyman Demirel. Her ikisi de bizden biri gibi gelip bizden biri gibi yaşayıp aramızdan ayrıldılar ve de dört eğilimi birleştiren ülkede bana göre sevapları günahlarına baskın olan, halkının tonton diye sevecenlikle kucakladığı Turgut Özal.

Onları nasıl yerden yere vurduğumuzu hatırladıkça üzülmüyor değilim. Onlara haksızlık mı ettik diye kendi kendime sormadan geçemiyorum.

Albümleri bir kenara koyuyorum. Haberleri açmaya korkuyorum. Yeni yıkıcı bir zam haberine veya doların yeni bir rekoruna tanık olmaktan dolayı.

Uzun ekmek kuyrukları, yoksul insanların tv kameralarına yaptıkları içinden çıkılamayacak geçim hesapları içimi acıtıyor. Albümlerdeki eski yılları özlüyorum. Arabamız, cep telefonumuz yoktu ama ekmeğimiz, aşımız, işimiz ve içimizi ısıtan umudumuz vardı.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top