Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / BASIN: MERKEZ’DEN, İHRACATÇI KOBİ’YE ‘SÜPER KREDİ’

BASIN: MERKEZ’DEN, İHRACATÇI KOBİ’YE ‘SÜPER KREDİ’

Bu haftaki yazımızın başlığını çok güncel bir gazete kupüründen, Dünya Gazetesi’nin bugünkü (11 Eylül 2017) aynen aktardık.

Ece Ceyhun imzalı haberin ana başlıklarını, teknik ayrıntılarını bir tarafa bırakarak aşağıda veriyoruz:

“Bayram tatili nedeniyle verilen molanın ardından bankacılık sektörü yeniden hareketlendi. Bu defa hareket ihracat kredileri tarafında yaşanıyor.

“DÜNYA’nın bankacılık kaynaklarından edindiği bilgiye göre Merkez Bankası, sektöre günlük 20 milyon dolar tutarında yeni bir limit tahsis etti.”

“Bankacılar, Merkez’in son adımını ‘süper kredi’ olarak tanımlıyorlar.”

“Sistem şöyle çalışıyor; bankalar her gün ihracatçı müşterileri için taleplerini bildiriyor. Bu kredide vade 240 gün. Yalnız bankacılar, seçilmiş sektör ve ülkelere yapılan ihracatta vadenin 360 güne kadar uzayabildiğini söylüyorlar.

“Bir bankacı ‘İlk verilen ve toplam miktarı bir anda telaffuz edilen reeskont kredisi hep büyük şirketlere gitmişti. Şimdi hedef ucuz kaynağa ihtiyacı olan ihracatçı KOBİ’ler’ diye konuştu.

Haberin, teknik ayrıntılar hariç, özeti bu. Yani, hem başlıktan, hem de haberin içeriğinden bu kredi dalgasından öncelikle KOBİ’lerin yararlanmasının amaçlandığı anlaşılıyor.

İhracat ve KOBİ’ler denilince Vakıf olarak biz de yorumumuzu, değerli takipçilerimizle paylaşalım istedik. KOBİ’lerin ihracata yönelmelerindeki sıkıntıları, kendi saptamalarımız açısından şöyle özetleyebiliriz:

1. KOBİ’lerimiz, çok kaliteli imalatı olanların bir kısmı da dahil, ihracata yönelmekte, dış piyasalara açılmakta ciddi bir çekingenlik göstermektedirler. Bu nedenle de ürünlerini aracılarla, başka firmalar üzerinden ihraç etme yolunu seçmektedirler. Dış ticaret terminolojisinde buna “üzerinden ihracat geçirmek” denilmektedir. İhracatla ilgili tüm artılar da üzerinden ihracat geçirilen firmaya yazılmaktadır.

Dolayısıyla burada bir “cesaret eksikliği” teşhisi koymamız gerekmektedir.

2. KOBİ’lerdeki bu cesaret sıkıntısını doğuran etken de, yöneticiler ve büro elemanlarının dış ticaret bilgisi konusundaki donanım yokluğu ve/veya eksikliğidir. Buna bir de yabancı dil sıkıntısı eklenince “çekingenlik” daha da artmakta, hatta zirve yapmaktadır.

Halbuki, yabancı dilin, hele, öğrenilmesi diğerlerine göre çok daha kolay olan İngilizce’nin (ki dış ticaretteki temel yabancı dildir), KOBİ’lerimizin dışa açılma sürecinde bir handikap olmaması gerekmektedir.

Hemen vurgulamak gerekmektedir ki; yukarıda da belirttiğimiz gibi, tek başına yabancı dil yetmeyecek; dış ticaretle ilgili operasyonel bilgiler de mutlak surette edinilecektir.

Buradaki teşhisimiz de ihracata yönelme konusundaki donanım eksikliği ve bilgilenme konusundaki çekingenlik ve çekimserliktir.

3. Bir önceki bölümde aktarmaya çalıştığımız “donanım” konusu, konusunu iyi bilen profesyonellerin KOBİ’lerde istihdamı ile giderilebilecektir. Ancak bu noktada da, KOBİ’lerimizin bu profesyoneller için yeterli finansmanı ayırmadıkları; bunun yerine iyi İngilizce bilen, filoloji mezunu “teyze kızı”, “dayı oğlu” gibi tercihlerle lisan bilen yeğenlere yöneldikleri görülmektedir. KOBİ’lerimiz, bu “yeğenleri” dış ticaretin gün geçtikçe genişleyen ve sürekli değişim içinde olan mevzuatı ve uygulamaları konusunda kısa sürede yetiştirmeleri halinde sorun bir nebze çözülecek olsa bile, bu da yapılmamakta, “Allah Kerim” mantığı ile yola devam edilmektedir.

Bu noktadaki teşhisimiz ise “yeğen” tamam, ama dış ticaret eğitimi almış olmak şartıyla…

4. Bir de “outsourcing” yapıp, dışarıdan danışman desteği alan firmalarımız vardır. Akılcı bir yöntem olmakla beraber, burada da firma içinde donanımlı elemanların bulunması gerekmektedir. Danışmanla kurulacak diyaloğun sağlığı ve onun yönlendirilmesi, ancak firma içinde donanımlı eleman mevcudiyeti halinde mümkün olabilecektir. Aksi halde, danışmanın önerileri, yaptığı işler, yapacağı girişimler ve benzeri tüm “danışman faaliyeti” firma içinde bir süzgeçten geçirilemeyecek, danışmanın söyledikleri kategorik olarak kabul edilecektir. Bu durum da, takdir edileceği üzere son derece riskli, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilecektir.

Burada da bir teşhisten ziyade, Almanların bir atasözünden bahsedelim: “Güvenmek iyidir, kontrol etmek daha iyidir!”. Kontrol edebilmek için bilgilenmek gerekmektedir.

Geriye kaliteli malı rekabetçi fiyatlarla üretmek kalmaktadır. Ülkemiz dış ticaret mevzuatı da “rekabetçi fiyat” konusunda üreticilerimize Dahilde İşleme Rejimi başta olmak üzere son derece geniş olanaklar sunmaktadır.

İşte bu olanakların farkında olabilmek için çekinmeden bu işin eğitimini almak lâzımdır.

NASA’nın çalışma ilkesi şudur:
“Başarısızlık bir seçenek değildir!”

TITANIK filminin rejisörü ve önemli bir hatip de olan James Cameron ise, bir konuşmasında NASA’nın bu ilkesine itirazla şöyle der:

“Hayır, başarısızlık bir seçenektir; fakat korku bir seçenek değildir!”

Türk Dışticaret Vakfı olarak biz de, bu aforizma dizisine, James Cameron’a katıldığımız ifadeyle, sadece KOBİ bağlamında değil tüm taraflar için şöyle bir katkıda bulunalım:

“Korkunun üstesinden geleceğimiz yegâne silah bilgimizdir!”

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top