Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı /
ÖZEL SEKTÖR GÜZEL SEKTÖR
BÜROKRASİDEN ÖZEL SEKTÖRE (II)

ÖZEL SEKTÖR GÜZEL SEKTÖR
BÜROKRASİDEN ÖZEL SEKTÖRE (II)

Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığında İhracat Genel Müdürüyüm. Müsteşarımız Ekrem Pakdemirli seçimlere girmek için istifa ederek memuriyetten ayrıldı. Ancak, yapılan ara seçimlerde Anavatan Partisi adayı olarak milletvekilliğine seçilmeyi başaramadı.

Tekrar memuriyete dönmedi. Ankara’da bir büro tutarak bu ara dönemi böylece geçirmeyi tercih etti.

Bir gün beni arayarak görüşmek üzere yanına çağırdı.

Belirlenen saatte bürosundaydım. Hal hatır sorma faslından sonra Giyim Sanayicilerinin kurduğu ve önderliğini Mesut Yılmaz’ın kardeşi Turgut Yılmaz’ın yaptığı G.S.D. Giyim Sanayicileri Dış Ticaret Anonim Şirketi gibi yeni bir sektörel dışticaret şirketinin kurulmakta olduğunu, bu şirketin tekstil üreticilerini bir çatı altında toplayarak ihracatlarını bu şirket üzerinden yapacaklarını söyledi.

Kurulmakta olan bu şirketin genel müdürlüğü için beni düşündüğünü, kurucuların da benim ismime olumlu yaklaştıklarını, devlette kazandığımın 8-10 katı bir ücret alabileceğimi de sözlerine ekledi.

Ekrem Beyin bu teklifinden ve ilk planda beni düşünmesinden doğal olarak mutluluk ve gurur duymuştum.

Giyim Sanayicileri Dış ticaret A.Ş. kadar önemli bir girişimin başına geçmek küçümsenecek bir teklif değildi. Maddi koşulları da cazipti. Ama birinci muhatabım kim olacaktı?

‘’Yakından tanıdığın biri’’ diye cevapladı Ekrem bey sorumu. Türkiye İşveren Sendikaları Başkanı ve Narin mensucatın sahibi olan Halit Narin’di muhtemel yönetim kurulu başkanı. Halit Narin görevim dolayısıyla gerçekten yakından tanıdığım ve karşılıklı iyi ilişkiler içerisinde olduğumuz bir iş adamı idi. Neşeli, nüktedan bir kişiliğe sahipti.

Ancak, bu ilişkilerin kurulduğu zeminde ben üst düzey devlet görevlisi, o ise benimde başında bulunduğum bu devlet kuruluşları ile sıklıkla iş ilişkisi olan bir sanayici ihracatçı idi.

Gelecekte kurulması düşünülen ilişkide ise o bir patron ben ise görev unvanım genel müdür de olsa onun bir çalışanı olacaktım.

Benim bizzat tanık olduğum bir şey yoktu. Ne var ki zaman zaman Halit beyin çalıştığı kişilerle ilişkilerde sorunlar yaşadığına dair söylemlerin bize kadar ulaştığı da oluyordu.

Mutlaka bu tür söylentilerde kararımı etkileyen bir neden olabilirdi. Ama, esas olarak kamu çalışma düzeninden özel sektöre geçme fikrini tam olarak hazmetmem gerekiyordu bu teklifi kabul etmek için. Ekrem beye ilgisinden dolayı teşekkür ederek düşünmek için süre istedim.

‘’ Tabi düşün taşın eşinle de konuş bana kararını bildir’’ dedi.

O akşam eve dönünce konuyu eşime açtım. Bu teklif Ona hiç cazip gelmedi. Şiddetle karşı çıktı. Ben de farklı düşünmüyordum. Yaşamak için devletin verdiği ile yetinmesini öğrenmiştik. Fazlası da gerekmiyordu.

Kaldı ki, kısa bir süre sonra yurtdışına atanma sıram gelecekti. Yurtdışında çok daha iyi imkânlara sahip olabilecektik. Her şeyden ötesi bende var olan bulunduğum kulvarda ulaşılabilecek en son hedefe ulaşma kararlılığı da bu kararımda baskın gelmişti. Daha önümde gidilecek yol vardı. Müsteşar yardımcısı, belki müsteşar olarak kamu görevimi noktalamak istiyordum.

Ertesi gün Ekrem beyi arayarak teşekkürlerimi ve kararımın olumsuz olduğunu bildirdim. Anlayışla karşıladı.

Yeni bir ufka yelken açarak çok para kazanmaya güveni, istikrarı ve alışılmışı tercih etmiştim. Bir gün belki o ufuklara da yelken açacaktım ancak o gün bugün değildi.

*Başkanımız Sayın Ertuğrul Önen’in anlatısıdır.

O.Ertuğrul ÖNEN

Türk Dışticaret Vakfı Başkanı

 

 

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top