Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / Uluslararası Ticarette Sözleşme Düzenine Ne Kadar Yatkınız?

Uluslararası Ticarette Sözleşme Düzenine Ne Kadar Yatkınız?

Dış ticaret dünyasına 1980 yılında, bir görüşe göre de 1.Özal Hükümeti’nin kuruluşuyla birlikte 1983 yılının Aralık ayında giren ülkemizin, bu alemde yüzyıllardır etkin konumdaki Almanya, Hollanda, İtalya, ABD, Çin gibi ülkeleri düşündüğümüzde 30. sıralardaki klasman pozisyonunu (Dünya Ticaret Örgütü “Leading Exporters” sıralaması) küçümsememek gerekmektedir. İthalat desteğinde olsa dahi, ülkemiz son 30-35 yılda önemli bir ihracatçı ülke konumuna gelmiştir. Yalnız burada, başta bazı karar alıcılar olmak üzere, bazı kesimlerin dillendirdiği “İhracatta Dünya 1. Ligindeyiz” söylemine katılmadığımızı da hemen belirtmekte yarar görmekteyiz. 1. Lig’e aday konumda olduğumuzu ifade ederek, tamamiyle kötümser bir yaklaşımdan da uzak durmak istemekteyiz.

Kanımız, uluslararası ticarette “1.Lig takımı” olmanın rakamsal veriler yanında, çağdaş uluslararası ticaret pratiklerin o ülkelerde ne kadar kabul gördüğü ile de alakalı olduğu yönündedir. Dış ticaret veya daha tercih ettiğimiz ifadeyle “uluslararası ticaret” pratiklerine ülke olarak ne kadar yakın ve yatkın olduğumuzu, bu pratiklerin başında gelen “Uluslararası Ticarette Mal Satış Sözleşmesi” özelinde analiz etmek, kanaatimizce doğru bir yaklaşım olacaktır.

Öncelikle ifade etmek istediğimiz husus, ne ülkemizde ne de dünya genelinde sözleşmeli mal ticaretine ilişkin istatistiklerin bulunmadığıdır. Bu noktada TÜİK kaynaklı şöyle bir itiraz gelebilir: “TÜİK internet sitesindeki ‘Sözleşme Şekillerine Göre İhracat ve İthalat İstatistikleri’ adlı başlık altında sözleşmeli ticaret verileri yer almaktadır!” Evet, TÜİK sitesinde çeşitli başlıklar altında ihracat ve ithalatın hangi sözleşme türlerine göre yapıldığına dair veriler bulunmaktadır. Bu verilere baktığımızda ihracatımızın ve ithalatımızın en ufak kuruşuna (centine) kadar sözleşmeli olarak gerçekleştirildiği sanılabilir. Ancak bu, doğru değildir. Tahminimiz, iyimser bir yaklaşımla, dış ticaretimizin % 50’sinin “gerçek mal satış (veya alım) sözleşmesi”ne dayandığı yönündedir. Zira ülkemiz ihracatçısı ve ithalatçısı sözleşmeye ne kadar yatkın olursa olsun, ülkemizin doğusunda kalan ülkeler sözleşme olgusuna mesafeli yaklaşmaktadırlar. Kaldı ki, genellikle KOBİ ölçeğindeki firmalarımız, özellikle ihracatta, mal satabilme heyecanı, telaşı ve sevinci ile sözleşmeye uzak durabilmekte, alıcının isteği doğrultusunda “e-posta yazışmalarının yeterli olduğunu” düşünmektedirler. Bir adım daha ileri gidersek, “bu durum bizim dış ticaret firmalarımızın bir bakıma işlerine de gelmektedir” denilebilir.

Gelişmiş ülkeler düzeyine ulaşmak ve rakamsal veriler yanında modern pratiklerle de 1.Lig’e girebilmek için, diğer çağdaş uygulamalar yanında “sözleşme kültürüne” de yakın olmak gerekmektedir.

Türk Dışticaret Vakfı, bu gerçeği dikkate alarak, 15 yıldır uyguladığı dış ticaret eğitimlerinde “Uluslararası Mal Satış Sözleşmeleri” öğretisine özel önem vermektedir. Bu süre zarfında TDV Uluslararası Ticaret Uzmanlığı eğitimi alan 10.000’in üzerindeki katılımcı, başta ICC (International Chamber of Commerce / Uluslararası Ticaret Odası) ve ITC (International Trade Center / Uluslararası Ticaret Merkezi) tarafından dünya ticaretine sunulan “Tip Kontratlar” konusunda aydınlatılmış ve yabancı ülkelerdeki muhataplarıyla, deyim yerindeyse “aynı dili konuşmaları” bakımından farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır. TDV bu yöndeki gayretlerine, verilen eğitimlerde, konferanslarda ve benzeri faaliyetlerde, kısacası her vesileyle bu tür konuları işlemeye devam edecektir.

Konu ICC ve ITC Tip Sözleşmeleri’nden açılmışken, TDV olarak yaptığımız bazı saptamalara da değinmekte yarar görmekteyiz. Aşağıdaki hususlar bazı izleyicilerimiz açısından teknik konular olarak algılanacak ise de, o izleyicilerimizin yorumlarımızı, bünyesinde yüzlerce uzmanın çalıştığı bu uluslararası kurumların bazı durumlarda nasıl “unutkanlık” ve hatta “yanlış” içinde olabileceklerinin çok net ve açık göstergeleri olarak kayda geçirmelerinde yarar bulunmaktadır. Ayrıca, aşağıda bir iki örnekle açmaya çalışacağımız saptamalarımızın, yine değerli izleyicilerimiz ve ihracatçı-ithalatçılarımız tarafından, bu tür, adı büyük ve gerçekten çok faydalı faaliyetleri olan uluslararası kurumların iyi niyetle hazırladıkları dokümanların hata ve eksikten arınmış metinler olduğunu peşinen kabullenmeme şeklindeki bir refleksi de geliştireceğini ummak isteriz. Kısacası, Almanların özlü bir biçimde ifade ettikleri şu söylemin, sadece konumuz ile alakalı olarak değil, yaşamın tüm alanları için akılda tutulması zaruridir: “Güvenmek iyidir, kontrol etmek daha iyidir!”

Kıymetli izleyicilerimizin sabırlarını taşırmadan gelelim ICC ve ITC kontratlarındaki “bazı” hata ve eksiklere:

Hata/yanlış örneği:
ICC Tip Sözleşmesi
Artikel 7: Contructual Terms of Delivery
Unless otherwise agreed delivery shall be Ex-Works (EXW).

Madde, çok net olarak “Aksi kararlaştırılmadıkça teslimat Ex-Works olacaktır.” şeklinde bir düzenleme getirmektedir. Bu yaklaşım, tarafları “acemi” kabul eden bir yaklaşım olması dışında; daha da önemlisi ve vahimi, sözleşmeye ve tarafların iradesine doğrudan bir müdahale niteliğindedir. ICC’nin, bir uluslararası mal satış sözleşmesinin en önemli unsurlarından bir olan, hatta en önemli unsuru olan “Teslimat” (Delivery) maddesini bu şekilde basite almaması gerekmektedir. ICC’nin yapacağı şey, böyle bir maddeyi koymaksızın, sözleşmenin taraflarını, serbest iradeleriyle ve sözleşme özgürlüğüne uygun olarak mutlaka bir “Delivery” maddesi düzenlemeye icbar etmektir (zorlamaktır). Dolayısıyla ICC’nin tip sözleşmedeki 7. Maddesi önemli bir hukuksal yanlıştır. Taraflara Ex-Works’ün dayatılması, ayrıca ticari bir hatadır da. Maddeyi hiçbir şekilde kabul etmek mümkün olmamakla beraber, içeriğinde bir de eksik barındırmaktadır. ICC uzmanlarının bu yanlış (hatta absürd) madde metnini şöyle düzenlemeleri gerekirdi:

“Unless otherwise agreed, delivery shall be Ex-Works Incoterms 2010”

Eksiklik örneği:
ITC Tip Sözleşmesi
Artikel 1: Goods (Eski başlık: Description of Goods)
Bu madde metninde, başlıktan da anlaşılacağı üzere malın tanımı ile ilgili örneğin “kalibraj, fire, rutubet oranı” gibi çok esaslı unsurlara değinilmekte, ancak mal tanımının en önemli uluslararası “teşhis ve tanınma kodu” olan Gümrük Tarife ve İstatistik Pozisyonu’na (GTİP / HS Code) yer verilmesi yönünde bir hatırlatma yapılmamaktadır. Dolayısıyla bu da, ITC Tip Sözleşmesi ile ilgili önemli bir TDV saptamasıdır.

TDV olarak yanlış ve eksiklikler konusunda başka saptamalarımız da bulunmaktadır. Ancak, bu yazımızın giderek akademik bir makale halini almaması bakımından sadece şu tavsiyeyi yaparak bitirmek istiyoruz: Uluslararası ticaretle ilgilenen tüm kesimlerin, ulusal olsun, uluslararası olsun tüm düzenlemeleri eleştirel gözle okumaları ve yorumlamaları gerekmektedir. Bu tür düzenlemeler kul yapımıdır, hatadan âri değildir. Bu işin üniversitede öğretisini almaya başlayan gençlerin dahi ilk eğitim yıllarından itibaren farkına varabilecekleri düzenlemeler muhakkak olacaktır.

Zira “uluslararası ticaret ilm-i simya değildir!”.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top