Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ

BİR TAŞLA ÜÇ KUŞ

Dünyanın en belalı coğrafyasının tam ortasında oturuyoruz. Tarih boyunca kavimlerin göç rotasında bulunan bu yerler o kadar değişik medeniyete ev sahipliği yapmış ki say say bitmez. Doğal olarak bu kadar çok medeniyetin karşılaştığı yerde çatışma da hiç eksik olmamış.

Resmi tarihe bakarsak 1071 de, gayri resmi olarak ise çok daha öncesinde yerleştiğimiz bu coğrafyanın en sakin en kaygısız yılları Anadolu’nun ve Ortadoğu’nun tamamen Osmanlı hakimiyetine geçtiği yıllarla cumhuriyetimizin ilk yarım asrı olmuştur.

Petrol ve doğalgazın önemli bir ekonomik değer olarak öne çıkması ve kayda değer rezervlerin Ortadoğuda yer alması bu coğrafyanın kaderini belirleyen en öne çıkan unsurlardan biri olmuştur.

İkinci unsur ise, Osmanlıların 1.Dünya Savaşı’nın sonunda Filistin’in hakimiyetini İngilizlere kaptırması sonucu bu bölgeye sistematik şekilde bir Yahudi göçünün başlaması ve nihayet 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulması ile bu oldu bittiye rıza göstermeyen Filistinliler ile tüm Arap dünyasının karşı çıkması ile başlayan mücadelenin hız kesmeden günümüze kadar gelmiş olmasıdır.

İsrail’in oradaki bir avuç insandan ibaret olduğunu düşünen İsrail karşıtları gerçekte hasımlarının tüm batı dünyasına yayılmış güçlü, zengin ve etkili Yahudi lobisi ile bu lobinin kolaylıkla harekete geçirebildiği güçlü batı ülkeleri olduğunu acı dersler sonucu anlayabilmiştir.

Anlamakta ayak direyenlere ise bu gerçek münasip şekilde anlatılmıştır. Örnek mi istiyorsunuz, boylarının ölçüsünü alarak bugün uslu çocuk rolünün dışına çıkamayan Mısır, Ürdün; direnmekte en kararlı olan Muammer Kaddafi yönetimindeki Libya, Saddam’ın Irak’ı ve Beşar Esad’ın Suriye’si günümüzde ne haldeler görüyorsunuz.

Koca Pers İmparatorluğunun devamı İran’a sıranın geldiği artık açık seçik görülüyordu. Nihayet o da oldu.

Ben buna “Bir Taşla Üç Kuş Operasyonu” diyorum. Çin’e Venezuela’dan petrol akışını durduran ABD, Çin’in ikinci önemli tedarik noktası olan İran’ı da kontrol ederek Çin’i köşeye sıkıştırırken, İsrail için bölgede artık tek dişe dokunur hasım olarak görünen İran’ı da bir nükleer güç olmaktan alıkoymaktan öte, bu ülkeyi kolay kolay belini doğrultamayacağı bir duruma getirerek İsrail’in huzur ve güvenini uzun yıllar için sağlama alma amacını da gerçekleştirmiş olacaktır.

Nihayet, Epstein rezaletinin başrol oyuncuları olan başta Donald Trump, Bill ve Hillary Clinton, Prens Andrew, Elon Musk, Bill Gates gibi dünyanın bu önemli figürlerinin kepazeliklerinin kamuoyu ve medya gündeminden düşürülmesi sağlanmıştır.

Nasıl, doğru değil mi? Bir taşla tam üç kuş vurulmaktadır.

Ama ne pahasına! Binlerce masum insanın canları, günahı olmayan geniş halk kitlelerinin hayatlarını karartmak pahasına.

İran’ın çağdışı rejimi zerre umurumda değil, halkını perişan eden bu teokratik rejimden nefret ediyorum. Ancak, bu rejimi değiştirmek kendi milletinin hakkıdır, bir başka ülkenin değil. Hele ABD’nin hiç değil. Demokrasi getireceği iddiasıyla ABD’nin züccaciye dükkanına girmiş fil misali girdiği Irak, Libya, Suriye gibi ülkelerin hali ortada. Eminim gidin sorun o ülkelerin yurttaşlarının büyük çoğunluğu başlarındaki Saddam, Esad, Kaddafi gibi despotlara rağmen eski günlerini hasretle arıyorlardır.

Kasabanın tek kalmış kovboyu edasıyla racon kesen ABD, uluslararası hukuka, uluslararası kuruluşlara en küçük bir saygı duymadan adeta “Ben ne dersem odur” edasıyla hareket etmekte en küçük bir sakınca görmüyor.

Yeni Dünya düzeni hepimize hayırlı olsun.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top