Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / ÖNGÖRÜLEMEZ BİR GELECEĞE DOĞRU İLERLİYORUZ

ÖNGÖRÜLEMEZ BİR GELECEĞE DOĞRU İLERLİYORUZ

O. Ertuğrul ÖNEN

Elim kaleme gitmiyor. Bu akşam ne olacak, yarın sabah nasıl bir dünyaya gözlerimizi açacağız kaygısıyla yaşadığımız şu günlerde ne yazılır Allah aşkına, ekonomi mi? Bir adamın tek bir kelimesiyle allak bullak olan bir konuda oturup ahkâm kesmenin alemi var mı? Her gün binlerce insanın yaşamını yitirdiği şu günlerde saygı, sevgi, güzellik, hak, hukuk, doğa, çevre ne yazılabilir ki?

Tedirginlik, belirsizlik dolu bir dönemden geçiyoruz. Dünyanın en güçlü devletini yöneten bir kişinin ibretlik davranışları, kararları, söylemleri ile şaşırma yetimizi kaybeder hale geldik.

Adam ölmüş öbür dünyaya gitmiş. Kendisini karşılayanlar geride bıraktıkları dünyanın halini merak ederlermiş. Bu merakla sormuşlar “dünyada ne var ne yok” diye. Yeni gelen başını kaşımış, düşünmüş “vallahi nasıl anlatayım” dedikten sonra “Bektaşi yeni camiye imam oldu” diye anlatmaya devam edince, dinleyenler “tamam bu kadar yeter, gerisini anlatma” demişler.

İşte şu anda yaşadığımız dünya bu anlatılandan farklı değil.

Dünyanın en büyük savaş makinasını ve ekonomisini yöneteni Donald Trump isimli garip, hesaplanamayan, yanar döner, hiçbir dediğine güvenilmeyen, beyni ile ağzı arasında aklın izanın geçerliliğini kaybettiği bir adam.

Bu adam kendi müttefiklerini, dostlarını bile aşağılamaktan, tehdit etmekten hatta onlardan alışılmamış taleplerde bulunmaktan geri durmuyor.

İkinci Dünya Savaşı’nın insanlığa yaşattığı tarifsiz acılar sonucunda bir daha aynı acıları yaşamamak için kurulan ve tüm ulusları çatısının altında toplayan Birleşmiş Milletler Örgütü’nün esamesi okunmuyor. Ülkeler birbirlerini boğazlarken seyretmekle yetiniyor. Ne bir yetki kullanabiliyor ne de bir yaptırım gücüne sahip.

Büyük güç diye geçinenlerden Rusya, ortaya çıkan enerji dar boğazının nimetlerinden faydalandığı için mutlu, Ukrayna savaşından dolayı yorgun, olanı biteni sesini çıkarmadan seyrediyor. ABD’nin İran’da kendisinin Ukrayna’da yaşadıklarına benzer bir durumda kalmasından dolayı ise bu durumu hoşnutlukla izlemekle yetiniyor.

Çin ise, tüm ekonomik başarılarına rağmen büyük devlet tacını takmış gibi davranmıyor, halen büyük devlet reflekslerine sahip görünmüyor.

İkinci Dünya Savaş’ından sonra ortaya çıkan iki kutuplu soğuk savaş döneminde korunmalarının maliyetini ABD’ye yıkarak bir elleri yağda bir elleri balda, rahat, mutlu yaşayan Avrupa ise, tüm çabalarına rağmen Avrupa Birleşik Devletleri hedefini gerçekleştirememenin dağınıklığından, Trump’ın üzerlerine uyguladığı baskının etkisinden, şaşkınlığından kurtulabilmiş değil. Sesleri solukları çıkmıyor. Kaderlerine razı, ABD’nin kendileri için ne takdir ederse onu yaşamaya hazır bir miskinlik içerisindeler.

İslam coğrafyasını şaşkınlıkla izliyorum. ABD’ye karşı durmak bir yana, ABD’nin bu haksız, hukuksuz tecavüzünü kınayamadılar dahi.

Körfez ülkelerini, Suudi Arabistan’ı hiç saymıyorum. Onlar ABD yat derse yatar, kalk derse kalkar. Diğer önde gelen İslam ülkeleri Türkiye, Pakistan, Mısır, Endonezya’nın ise tüm olanları etkileme imkânı sınırlı.

Sonuç; maalesef güçlü olanın hiçbir kayda tabi olmaksızın, kendi hukukunu kendi yaratarak her istediğini yapabildiği bir dünya gerçeği ile karşı karşıya kaldığımızdır. Dünyanın İkinci Dünya Savaş’ından çıkardığı ders bu mu olmalıydı; ABD’nin öncülüğünde ev sahipliğinde kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü onu kuranlar tarafından böylesine işlevsiz duruma mı düşürülmeliydi?

Kanada’yı eyaleti yapmak isteyen, Grönland’ı topraklarına katmayı hedefleyen, bağımsız bir ülkenin başkanını ve eşini yatak kıyafetleriyle kaçıran, on binlerce insanın hayatını kaybettiği Gazze’yi eğlence şeridi yapmayı planlayan, Küba’yı ablukaya alarak açlığa, sefalete mahkûm eden, Meksika’ya, Kolombiya’ya aba altından sopa gösteren, müttefikleri de dahil her önüne gelen ülkeye, liderlerine pervasızca hakaret eden bu anlayışla dünya nasıl baş edecek, barış nasıl sağlanacak? Gelecek planları yapabileceğimiz günlere kavuşabilecek miyiz?

ABD, İsrail ikilisinin son bir aydır insanlığa yaşattıkları kolay unutulacak gibi değil.

Dünyanın bugünkü tedirgin ortamını, sessiz sakin yaşayan bir kasabaya ipten kazıktan kopmuş bir silahşörlar grubunun gelmesi haline benzetiyorum.

Öngörülemez günlerden geçerek öngörülemez bir geleceğe doğru ilerliyoruz.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top