Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / BEN DE BODRUM’DAYIM

BEN DE BODRUM’DAYIM

Her yıl tatil dönüşü “Ben de Bodrum’daydım” başlığı altında yazdığım yazıyı henüz dönemediğim için bu defa buradan yazıyorum. Ama artık tatil döneminin uzatmalarını oynuyoruz diyebilirim.

Doğrusu daha önce yazdıklarımdan çok da farklı şeyler yazacak durumda değilim. İşte o bildiğiniz, magazin sayfalarında ve televizyonların magazin programlarında yer verilen Bodrum tüm uçuk kaçıklığı ile var olmaya, yaşamaya devam ediyor. Her zamanki gibi“Vur patlasın çal oynasın” eller havaya modunda gecelere akılıyor.

Yat limanlarını dolduran lüks teknelerin sahiplerine, kaç milyon dolar ve boyunun kaç metre olduğuna ilişkin haberleri, bir orta gelirlinin bir ay çalışarak kazandığı maaşının bir akşam yemeğinde masaya bırakıldığının delili faturaları her gün internette gördüğünüz Bodrum bu yılda hiç hız kesmedi. Onları ne enflasyon canavarı ne hayat pahalılığı ilgilendiriyor.

Diğer bir mutlu kesim ise bir Euro’su veya doları nerede ise yirmi liraya dayanmış olan yabancılar. Avrupa’nın alt, orta gelir grubu kendilerini ülkemizde adeta zengin sınıfına girmiş gibi hissedip rahat, bir eli yağda bir eli balda günler geçiriyorlar. Bu duyguyu vaktiyle Batı Almanya’dan Doğu Almanya’ya gidişlerimden ben de iyi bilirim.

Kısacası Bodrum’un o bilinen yönünde değişen bir şey yok.

Bir değişmeyen de Bodrum’un çaresizliği, perişanlığı, sefilliği. Ne yol var ne kanalizasyon ne de musluklardan akan temiz su. Mezbeleliklerin içinde yer alan milyon dolarlık evler, malikaneler. O sitelerden dışarı çıkıyorsunuz işte yukarıdaki acınacak manzaraya adım atıyorsunuz. Belediyenin gücü çöpleri toplamaya zor yetiyor.

Bu kadar tozlu ikinci bir kent var mıdır bilmiyorum.

Bu yıl bunlara eklenen tek yenilik, insanların yaşam alanlarını işgal etmesi ile çaresiz kalan yaban domuzu sürülerinin artık beldelerin, sitelerin içindeki çöplerden nafakalarını çıkarmak üzere özellikle geceleri sürü halinde misafirliğe gelmeleri oldu.

Gelelim geniş halk kitlelerinin durumuna; Başta da o “Eski Türkiye’nin koşullarında emekliliği geçirmek üzere alınabilen mütevazi yazlıkların sahipleri olan emekli yaşlılara. Bodrum’un özel enflasyonunun da etkisiyle oluşan çılgın koşullar, artık evi olanların bile burada yaşamasını zorlaştırmış bulunuyor. Yükselen site aidatlarının yanında, her şeyin fiyatının büyük kentlerdeki fiyatların bile çok üstünde olması, mütevazi bütçelerin kaldırabileceği gibi değil. Birçoğu emekli bürokrat veya onların geride kalanları olan bu insanlar içinde bulundukları koşullar nedeniyle artık bir ay kendisi oturuyorsa diğer yaz aylarında evini kiralayarak bütçelerini dengelemeye çalışıyorlar ve bunların sayısı hızla artıyor. Bir bölümü ise burada yaşayabileceğine inancını kaybedip evlerini elden çıkarıyorlar.

Otel, motel fiyatlarının çok yükselmiş olması, sezonluk, aylık ev kiralamasını gündeme getirince burada normal evlerin kiraları bile maaşlı, ücretli memur ve işçi kesiminin yaşamlarını iyice güçleştirmiş bulunuyor. Eskiden buralara tayin olmak için yıllarca sıra beklenir, torpil yapılırken, şimdi buradan kurtulmak başka yerlere atanmak bir kurtuluş gibi görülüyor.

Anlayacağınız çok farklı dünyaların iç içe olduğu bir yer Bodrum. Hani bir söz vardır; “Biri yer, biri bakar ondan kıyamet kopar” diye. Tam böyle bir ortam oluştu burada. Ama, iklimi mi, havası mı, her ne hikmetse burada henüz bir kıyamet belirtisi yok.

Anlaşılan daha uzun yıllar Bodrum, Bodrum gibi yaşamayı sürdürecek gibi görünüyor.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top