Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR

O. Ertuğrul ÖNEN

Bu hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının, bir ulusun kaderini eline alışının, kulluktan, yurttaşlığa geçiş yapan bir halkın gerçek demokrasiyle tanışmasının 102. yılını idrak edeceğiz.

Büyük Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılma döneminin entelektüellerinden biridir. O kara günleri cephelerde yaşayan bir askerdir. O bu vatanın ve milletin sevdalısı, hürriyet tutkunu bir görev adamıdır.

Osmanlı camiası içinde ondan çok daha fazla tanınmış, çok daha kıdemli birçok sivil asker önde gelen kişi varken, kurtuluş ve kuruluş hareketinin öncüsü, lideri O olmuştur. Çünkü O bir liderdir, strateji ve taktik uzmanıdır. Hedefleri gerçekçidir ve O milletine inanmaktadır ve her şeyi onlara mal ederek onlar adına yapmak düşünce ve kararlılığındadır.

TBMM, 23 Nisan 1920 Cuma günü saat 13.45 de ulusun kaderini eline almak üzere açılan Türk milletinin kaderini belirleyen, dünyada bir kurtuluş savaşı yürüten meclis olarak Gazi unvanıyla anılan ilk ve tek meclistir. Ancak Büyük Atatürk, kurtuluşun ve kuruluşun zor ve zahmetli yollarını aşarken zorluklarla, ihanetlerle sınanmadan mı geçmiştir bu yollardan?

O İstanbul’un işgal altında olduğunu dolayısıyla meclisin özgür olacağı bir ortamda Anadolu’da toplanmasını öngörürken, onun yakınları başta Kazım Karabekir Paşa ve Rauf Orbay’ın ısrarlı ve kararlı duruşlarıyla Meclisi Mebusan 12 Ocak 1920 de İstanbul’da toplanmış ve 16 Mart 1920 de İngilizlerin meclisi mebusanı basarak Rauf bey de dahil olmak üzere birçoğunun tutuklanıp Malta’ya sürülmesi üzerine Mustafa Kemal’in önerisinin gerçekliği ortaya çıkarak 3 aylık bir zaman kaybının ardından, meclis bu defa Anadolu’nun bağrında, bence meclisin açıldığı günden itibaren başkentimiz olan bu kutlu şehirde, Ankara’da toplanmıştır.

İlk meclis farklı düşüncelerden temsilcileri bir araya toplayan bir yapıydı. Kalpaklılar denilen kesim yeni bir devlet ve yeni bir idare sistemini savunurken, sarıklılar şeriat hükümlerinin egemen kılınmasını, fesliler ise Osmanlı hukukunun korunması düşüncesini temsil ediyorlardı.

Bir gerçek vardı ki Mustafa Kemal’in en yakınındakiler için bile verilecek mücadele padişahın mülkünün korunması, halife unvanını da taşıyan padişahın saltanatının devam ettirilmesi içindi. Biz kendi kendimizi yönetmekten aciz bir halkız, bize büyük bir devletin vasiliği gerekli diyen mandacılığı savunanlar da az değildi.

Milletin koşulsuz egemenliğini, millet iradesinin yönetime egemen olmasını bırakın isteyeni, düşünen bile çok az sayıdaydı.

Mustafa Kemal belirlediği hedeflere giderken her türlü zorluğu bilerek, kabullenerek ve bu zorlukları aşacak bilgi ve beceriyi kullanarak zorlukların üstesinden gelmeyi bilmiştir. Meclisin önüne çıkardığı engellerden yılgınlığa düşmemiş, Kurtuluş Savaşı’nı bu meclisle birlikte yapmayı ve sonucunda zafere ulaştırmayı başarmıştır.

Yunan ordusunun Polatlı’ya Ankara’nın kapısına kadar geldiği günlerde tüm ordu kumandası altında olmasına rağmen hiçbir zaman meclise karşı bir tavır ve tutum izlememiştir. Başkumandanlığı kabul ederken talep ettiği yetkilerin süreli olmasını bizzat talep etmiştir. Çünkü o kurtuluş hareketini milleti için milleti adına ve milletinin seçtiği temsilcilerle birlikte yapmanın samimi inancı içerisindedir.

İşte o inancın eseri olan TBMM “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözlerini bir onur meşalesi olarak başının üzerinde taşıyarak 102 yıldır bu milletin kaderini elinde tutmaktadır.

Gazi Meclisin yaş günü kutlu olsun.

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top