Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Haftanın Yazısı / Azizim Bu Almanya Bizi Geçer!

Azizim Bu Almanya Bizi Geçer!

Kamu sektörü olsun, özel sektör olsun, “Fuar Anıları”, dış ticaretçilerin meslek yaşamlarında hep ilk sırayı işgal eder. Ülkemiz dış ticaret tarihinde bazı fuar katılımları “mihenk taşı” niteliğindedir. Bunlardan en başta geleni de, o tarihe kadarki en geniş fuar alanıyla (2.000 m2) ve “Kardeş Ülke” statüsüyle katıldığımız 1985 Hannover Sanayi Fuarı’dır. Bugün için de, dünyanın en büyük sanayi fuarı olarak kabul edilen bu fuar, takip eden yıllarda içinden CeBit’i de çıkarmış devasa bir organizasyondur.

İşte bu dev fuara 1985 yılındaki “Kardeş Ülke” (Partnerland) katılımımızın baş kahramanı, Vakfımız Başkanı Sayın Ertuğrul Önen’den, mizahi yönleri de dahil hikayeyi dinleyelim:

“1983 yılında Ticaret Müşaviri olarak görev yaptığım Hamburg’dan dönmeden önce Hannover Sanayi Fuarında bir tanıtım ofisi açmak üzere görevlendirildim. Çünkü 1985 yılında Türkiye, Hannover Sanayi Fuarına “Partnerland” yani ortak ülke olarak katılmaya karar vermişti.

Türkiye’den beklenmeyecek şekilde o dönem Ankara’daki yönetim bu işi benim yapmam konusunda çok önceden karar vermiş ve nitekim dönüşümde de Hannover Sanayi Fuarı’na “Partnerland” statüsünde katılımı benim organize etmem kararı bana tebliğ edildiğinde, başkanlığımda ilgili bakanlıklar ile Odalar Birliği ve İstanbul Ticaret Odası temsilcilerinden oluşan bir komite kurdum.

Bu komitenin üyelerinden biri de Turizm ve Tanıtma Bakanlığını temsilen komitede yer alan Selami Karaibrahimgil idi. Bu isim orta yaş ve orta yaş üstü olanlar tarafından mutlaka anımsanacaktır. Gençlerden de hatırlayanlar çıkacağını zannediyorum.

Bir dönem fırtına gibi esen ve halen müzik yapan bu delikanlılar “Modern Folk Üçlüsü” ismi ile Türk müzik yaşamına yeni bir soluk getirmiştir. Selami Bey bu üçlüden biri idi. Ancak, Selami Bey aynı zamanda Turizm ve Tanıtım Bakanlığında da başarılı bürokratlardandı. Nitekim ilerleyen yıllarda Tanıtma Genel Müdürlüğüne kadar yükselmiştir.

Partnerland statüsü önemli bir olaydı ve her yıl bir ülke bu statüde fuara katılırken çeşitli etkinliklerle de kendisini dünyaya tanıtmaya çalışıyordu.

Bu nedenle bizde fuara özel bir önem vererek bir yılı aşkın bir süre hazırlık yaptık. Fuar katılımının yanında, Hannover’in büyük mağazalarından biri olan Horten mağazasında Türk Ürünleri Haftası, aynı mağazanın restoranında Türk Mutfağı Haftası, Devlet Halk Dansları Topluluğu gösterileri, İdil Biret piyano resitali, Çağdaş Türk Ressamları Sergisi, Türk El Sanatları Sergisi, Türk – Alman Ekonomi Paneli gibi bir dizi etkinlik yanında Başbakan Özal’ın Hannover’i ziyareti de bu program dahilinde idi.

Fuarın başlamasından yaklaşık bir ay önce komite üyeleri ve diğer çalışanlarımızla Hanover’a geldik ve çalışmalarımızı burada sürdürdük.

Mutad olarak her gün Hannover Intercontinental otelindeki ofisimizde bir araya geliyor, hazırlıkları değerlendiriyorduk.
Bir sabah Selami Bey geldi ve heyecanlı heyecanlı, tanığı olduğu bir olayı anlatmaya başladı. Şimdi çok net hatırlayamıyorum ama bir toplu taşıma uygulaması ile ilgili olabilir anlattıkları. Çok etkilenmişti. Uzun uzun anlattıktan sonra noktayı asla unutmayacağımız şu cümleyle koydu; “Azizim, bu Almanlar bizi geçer!”. Kahkahaları koyuverdik.

Bu gün anlattığım bu anekdot beni çok daha gerilere götürdü. 1962 yılı öğrenci olarak Almanya’ya gittim. Almanya 2. Dünya Savaşından çıkalı henüz 17 yıl olmuş.

Bütün Almanya’nın yakılıp yıkıldığını, insanların açlık, sefalet içerisinde olduklarını, çocukluk ve ilk gençlik yıllarımızda sinemalarda filmlerden önce gösterilen Dünya haberleri şeklindeki özel gösterimlerde çok izlemiştim.

Birinci Dünya Savaşında birlikte savaştığımız Almanya’ya sempati duyar, bu yaşadıklarına üzülürdük. Şehir yıkıntılarının ve bu yıkıntıların arasında dolaşan bitkin, hırpani kılıklı insanların görüntüleri halen gözlerimin önünde.

Almanya’ya bu önyargı ile geldim. Hiç beklemediğim bir Almanya ile karşılaştım. Bu gün bizde halen benzerleri bulunmayan, her katında bir başka ürün grubuna yer verilen ve orada ilk defa gördüğüm yürüyen merdivenlerin işlediği Kaufhof, Karstadt, Hertie gibi büyük mağazalar ve içindeki mal çeşidi ve zenginliği benim için anlatılır gibi değildi.

Bu mu yıkılmış, yenik Almanya’ydı!

Caddeler, sokaklar pırıl pırıl, işleyen bir sanayi, üreten bir ekonomi. Beni en çok toplu taşıma araçları ve bunların dakikliği etkilemişti. Otobüs duraklarında hareket planları vardı. Hareket saatleri dakikaları ile gösterilmişti. Örneğin; 9.02, 9.12, 9.22, 9.32 v.s. gibi. İnanamamıştım. Bir durakta bir saati aşkın bir süre ile oyalanmıştım ve her seferinde otobüsün tam zamanında gelip duraktan kalkışını hayretle ve kıskanarak izlemiştim.

Çünkü Ankara’da, eski Meclis binasının önünde ne zaman geleceğini bilmeden saatlerce otobüs beklemiştim. Hiç gelmeyen otobüsler. Nasıl olursa sonra arka arkaya gelirlerdi. Bu gün bile duraklarımızda bu tür bilgilendirmeler mevcut değil. Olan yerler varsa da acaba ne ölçüde uyuluyor.

Tramvaylar, büyük kentlerde metrolar ve nehir ulaşımı gerçekten etkileyiciydi.

Hemşerim ve adaşım Ertuğrul Tezel isminde bir arkadaşım vardı. O da trenlere takıntılı idi. Türkiye’dekilerle kıyas edilmeyecek kadar çok vagonu içeren ve hızla gözden kaybolan trenler bizim arkadaşı kahrediyordu. Buharlı lokomotiflerle ağır aheste, ritmik seslerle ve hiç acelesi olmaksızın giden ülkemizin trenlerini düşünerek tabii ki.

O yıllarda Almanya’da İtalyanlar, İspanyollar, Yugoslavlar, Portekizliler, Yunanlılar misafir işçi olarak çalışıyordu. Almanya’nın harpten sonra yaralarını çok hızlı bir şekilde saran dev sanayisinin çarklarını döndürebilmek için tek gerekli olan şey emekti. O da genç nüfusunu savaşta kaybeden Almanya’daki en önemli eksiklikti. Almanya bu açığını Avrupa’nın o tarihlerdeki yoksul ülkelerinin emekçileri ile kapatıyordu. Bu da yetmeyince Türkiye’ye uzandı. 60’lı yılların hemen başında yapılan bir anlaşma ile emekçilerimize bu yol düzenli ve sistematik bir şekilde açıldı. Bu gün gurbetçi Türkler oluşumunun başlangıcı o yıllardır.

Bilgiyi, disiplini, çalışkanlığı, yaratıcılığı ön planda tutarak üretmeyi hedef alan Almanya yabancı emekçilerinde katkıları ile savaşın yaralarını kısa zamanda tedavi ederek Dünya’nın en etkili sanayi ve ekonomi ülkelerinden biri haline geldi. Bu gün haklı olarak Avrupa Birliğinin lokomotifi ve lideri sayılıyor. Almanya’yı Avrupa Birliğinden çıkarın geriye iki yakası bir araya gelmeyen bir yapı kalır.

Almanya’da diplomatik görevlerle de uzun yıllarım geçti. Alman milletinin kendini beğenmişliğini, yabancılara karşı tutumunu hiç sevmedim. Ancak, “yiğidi öldür lakin hakkını ver” deyişi gereğince bu ülkenin başarılarını da görmezden gelemezdim.

Selami Beyin dediği gibi bu Almanya bizi geçer mi gelin bir de rakamlarla konuşalım.

İşte iki ülkenin karşılaştırması;

ALMANYA

TÜRKİYE

Nüfus

80.9 Milyon

77.3 Milyon

Dünya Nüfusunda Payı

%1.14

%1.09

Nüfus Artış Hızı

%0.1 (2000 – 2013)

%1.3 (2000 – 2013)

Yüzölçümü

349.000 km²

777.000 km²

Dünya Yüzölçümündeki Payı

%0.27

%0.59

GSYİH (Dünya Payı)

%4.85

%1.09

GSYH

3.636.0 Milyar ABD $

822.8 Milyar ABD $

GSYİH (Dünya Sıralaması)

4

17

Fert Başına GSYİH

44.999.5 ABD $

10.804.0 ABD $

Fert Başına GSYİH

(Dünya Sıralaması)

16

67

İhracat

1.452.8 Milyar ABD $

151.8 Milyar ABD $

İthalat

1.190.1 Milyar ABD $

251.6 Milyar ABD $

Dış Ticaret Hacmi

2.642.9 Milyar ABD $

403.4 Milyar ABD $

Dış Ticaret Hacminin Dünya Ticaretindeki Payı

%7.12

%1.09

İhracatın İthalatı Karşılama Oranı

%122.06

%60.32

İhracat/GSYİH

%39.95

%18.45

İthalat/GSYİH

%32.73

%30.59

Dış Ticaret Dengesi

+262.48 Milyar ABD $

-99.84 Milyar ABD $

Cari Denge

+254.93 Milyar ABD $

-65.11 Milyar ABD $

Turizm Gelirleri

41.2 Milyar ABD $

27.9 Milyar ABD $

Dünya Turizm Gelirlerindeki Payı

%3.6

%2.4

Ülkedeki Doğrudan Yabancı Sermaye varlıklar Toplamı

9.491.8 Milyar ABD $

616.2 Milyar ABD $

Ülkenin Yurtdışındaki Varlıklar Toplamı

7.665.1 Milyar ABD $

225.3 Milyar ABD $

İstihdam

42.4 Milyon

28.3 Milyon

İstihdamın Toplam Nüfusa Oranı

%52.65

%37.17

İmalat Sanayinde Brüt Saat Ücreti

32.53 ABD $

4.41 ABD $

Küresel Rekabet Endeksi Sıralaması

5

45

Not: Rakamlar, kısmen 2013 ve kısmen 2014 yıllarına aittir.

Evet…! Karar sizin, ne dersiniz Almanya bizi geçebilir mi?

İsterseniz yardımcı olayım; nüfus artış hızında, dış ticaret ve cari denge açığında, işsizlikte ve bir de yüz ölçümü olarak geçemeyeceğine ben garanti veririm.”

Hakkında admin

Türk Dışticaret Vakfı

Cevapla

Scroll To Top